23 Mar 2017

Türk devletinin yeni imha konsepti

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Newrozu’nda ilan ettiği “Demokratik Kuruluş ve Özgür Yaşamı İnşa” deklarasyonunun ardından KCK 25 Nisan 2013'te geri çekilme kararı aldı.

7 Ocak 2017 Cumartesi 07:05
BEHDİNAN / ANF - BAHOZ AMED

Ancak Türk devleti siyasi adımlar atmayıp süreci sabote ederken, KCK 10 Eylül 2013 tarihinde gerillanın geri çekilmesini durdurduğunu ve ateşkesin devam ettiğini açıkladı. Süreci hızlandırması beklenirken AKP hükümeti, 7 Haziran 2015'teki seçimlerde aldığı yenilgi ile Türkiye’yi yeni bir çatışma sürecine soktu. 24 Temmuz 2015 tarihinde Medya Savunma Alanları'na dönük gerçekleştirdiği hava saldırıları ile “Demokratik Kuruluş ve Özgür Yaşamı İnşa” sürecini bitirerek, Kürt halkına ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne yönelik kapsamlı imha saldırıları geliştirerek, yeniden savaş ilan etti.

Türk devleti 24 Temmuz 2015 tarihinde Medya Savunma Alanları'na dönük gerçekleştirdiği hava operasyonlarına paralel olarak Kürt halkının 10 Ağustos 2015 tarihinde Şırnak Halk Meclisi’nin “Demokratik Öz Yönetim” ilanın ardından peş peşe ilan edilen “Demokratik Öz Yönetimlere” saldırarak Kürt halkının imhasını hedefledi. Bu çerçevede Türk devleti ve AKP hükümeti, Cizre, Sur, Silopi, Nusaybin, Derik, Gever, Şırnak, Hezex, Kerboran, Farqin, Bağlar, Bismil, Qoser, Siirt, Van ve Varto’da ilan edilen öz yönetimlere saldırarak Kürt halkının imhasını hedefledi. Türk devletinin imha saldırılarına başta Kürt gençleri olmak üzere Kürt halkı 7’den 70’e direnişle cevap verdi. Aylarca süren direnişlerde yüzlerce sivil katledildi. Yüzlerce insan yaralandı. Kürt halkının günlerce süren tarihi öz yönetim direnişleri karşısında bir adım bile atamayarak büyük kayıplar veren Türk devleti, yoğun teknik ve askeri operasyonlarıyla Kürt şehirlerini harabeye çevirerek İkinci Dünya Savaşı'nı aratmayan görüntüleri oluşturdu. Türk devleti gerçekleştirdiği insanlık dışı katliamlarıyla insanları diri diri bodrumlarda yakarak, günlerce insan cenazelerini sokaklarda tutarak, henüz doğmamış birçok bebeği katlederek savaş ahlakını ve kurallarını ihlal etti.

HPG BİR AYLIK SAVAŞ BİLANÇOSUNU AÇIKLADI

Türk devletinin Kürtlerin imhasını hedef alan saldırılarına Kürt özgürlük gerillaları da etkili misilleme eylemlerle cevap verdi. Gerilla mevzilendiği tüm alanlarda eylem sürecini başlattı. Gerillanın gerçekleştiği eylemlerde Türk ordusu ağır darbeler yedi. Uzun bir çatışmasızlık sürecinin ardından başlayan savaş sürecinin bir aylık bilançosunu açıklayan HPG Basın İrtibat Merkezi, çatışmalı sürecin tek sorumlusunun AKP hükümeti olduğuna dikkati çekti. “Kuzey Kürdistan'da halkımızın 7 Haziran seçimlerinde elde ettiği kazanımları ve başarıları hazmedemeyip toplumsal barışı geliştirecek olan müzakere sürecini durdurarak Kürdistan halkına ve devrimci demokratik güçlere karşı savaş açan Erdoğan ve AKP hükümeti, bunu Hareketimize kapsamlı saldırılarıyla yeni bir boyuta taşımıştır” diyen HPG Basın İrtibat Merkezi, 'Çözüm Süreci'nin sorumluluğunu yerine getirdiklerini belirterek, Erdoğan ve AKP hükümetinin, 24 Temmuz saldırıları ile yeniden savaş konsepti yarattığını söyledi. “Bu konsept Önder Apo'ya ağırlaştırılmış tecrit ile başlatılırken, demokratik siyasetin elde ettiği kazanımları da ezmek üzere saldırılarını kapsamlılaştırmıştır. Medya Savunma Alanlarımıza yönelik savaş uçaklarıyla yapılan saldırılar ve gerilla güçlerimize dönük başlatılan operasyonlar son yılların en yoğun imha savaşı kapsamında geliştirilmiştir” diyen HPG, şunları ekledi:

“TC ordusunun sürdürdüğü saldırılarda birçok sivil yerleşim alanı da hedef alınmıştır. Hava saldırıları sonucunda Kandil'e bağlı Zergele köyünde 8 sivil insanımız katledilirken, Kuzey Kürdistan da başta Silvan, Varto, Silopi ve Cizre’de imha konseptine karşı direnişini serhildanlarla sürdüren halka asker - polis saldırarak yurtsever insanlarımız ve gençleri katledilmiştir.

'471 ASKER VE POLİS ÖLDÜRÜLDÜ'

Kürdistan ve Türkiye halklarının demokratik özgür iradesine karşı sürdürülen bu katliamlara, Kuzey - Güney Kürdistan’da gerilla güçlülerimizin bulunduğu alanlara karşı tırmandırılan imha saldırılarına karşı Gerilla güçlerimiz de anında etkili eylemler ile cevap vermiştir."

HPG, bir aylık çatışmalara ilişkin de şu bilgileri verdi: “Keşif Uçuşları 44, TC ordusunun operasyonları 62, Kobra Tipi Helikopter Saldırıları 25, Tank-Obüs ve Havan Saldırıları 217, Savaş uçaklarının saldırısı 87 kez gerçekleşmiştir. Yaşanan 191 eylem ve çatışmada 394 asker, 16 polis ile 61 Özel Harekat polisi öldürülürken, 36’sı polis, 33’ü Özel Harekâtçı olmak üzere 142 asker yaralandı.”

VARTO İLE ŞEHİR DİRENİŞLERİ BAŞLADI

AKP hükümetinin saldırılarına karşı gelişen direniş Kürdistan dağları ile sınırlı kalmadı. Kürt şehirlerinde de gelişen direnişler Kürt halkının direneceğinin açık mesajı oluyordu. Şehir direnişleri olarak Kürt tarihinde yerini alan sürecin ilk merkezi Muş’un Varto ilçesinde başladı. 15 Ağustos 2015 tarihinde başlayan Varto Direnişi 17 Ağustos 2015 tarihine kadar sürdü. İki gün süren Varto Direnişi’nde Türk devleti, Kürt gençlerinin direnişi karşısında ağır kayıplar verdi. 17 Türk askerinin öldürüldüğü Varto Direnişi’ne ilişkin açıklama yapan YPS Genel Komutanlığı, “17 Saray çetesi öldürüldü, Varto Direnişi’nde 4 YPS savaşçımız da kahramanca direnerek şehadete ulaşmıştır” dedi.

CİZRE DİRENİŞİ

25 Ağustos 2015 tarihinde Şırnak’ın Cizre ilçesinde başlayan Kürt halkının direnişi, 3 Mart 2016 tarihine kadar sürdü. Yaklaşık 7 ay süren Cizre Direnişi'nde büyük kayıplar veren AKP hükümeti, sivil katliamlar gerçekleştirdi. 25 Ağustos 2015 tarihinde Türk devleti, Cizre’nin Nur Mahallesi'ni tank, top, havan ve obüslerle bombalayarak Kürt halkına yönelik imha saldırısının startını verdi. Ardından Türk devleti 4-13 Eylül günleri arasında Cizre’nin Yafes, Cudi, Sur ve Nur mahallerindeki sivil halka yönelik saldırılar geliştirdi. Bu saldırılarda 21 sivilin yaşamını yitirmesinin ardından AKP hükümetinin imha saldırılarına karşı Kürt gençleri tarafından Kürt halkının savunması için oluşturulan YPS (Sivil Savunma Birlikleri) ve YPS Jin (Sivil Savunma Kadın Birlikleri) direnişle cevap verdi. 4 Aralık 2015 tarihinden sonra YPS ve YPS Jin karşısında başarılı olmayan Türk devleti, bu sefer tüm Cizre kentini kapsayan imha saldırılarını başlattı. Türk devletinin gerçekleştirdiği bu katliam saldırılarında 5’i bebek olmak üzere 170 sivil katledildi.

'TÜRK DEVLETİ ÇETELERLE CİZRE'YE SALDIRDI'

YPS ve YPS Jîn’in direnişi karşısında Türk devletinin tüm imha, katliam saldırılarına rağmen başarı elde edemediğini belirten YPS Genel Komutanlığı, Cizre Direnişi'ne ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“25 Ağustos 2015’te garnizona yönelik eylemden sonra AKP-Saray çeteleri, Cizre’nin Nur Mahallesi'ni tank, top, havan ve obüslerle bombaladı. Bunun sonucunda 3 sivilimizin şehit düşmesi ile başlayan direnişimiz, 4-14 Aralık 2015’te AKP-Saray çeteleri ve sömürgeci Türk ordusu başta Nur, Sur, Cudi ve Yafes mahalleleri olmak üzere tüm Cizre şehrimizi kapsayan saldırılar başlatmıştır. Bu saldırılarla Cizre şehrimizin tüm direniş mahallelerini ablukaya almış, tüm mahalleler tank, top, havan ve obüslerle, her türlü silah ve teknikleriyle vurularak harabeye dönüştürülmüştür. AKP-Saray çeteleri bu şehrin direnişini kırmak için Türkçe-Kürtçe bilmeyen yabancı uyruklu çete grupları, bordo bereli özel asker ve polislerini getirterek Kürt gençleri ve Kürdistan halkı üzerinde katliamlar gerçekleştirmiştir. Bu katliamlarda ayrıca 5 bebek vahşice şehit düşürülmüştür, bunlardan 3’ü 8 aylık anne karnında katledilmiştir.”

'161 ÇETE-ASKER ÖLDÜRÜLDÜ'

Cizre Direnişi, 3 Mart 2016’ya kadar devam etti. Türk devletinin büyük kayıplar verdiğinin altını çizen YPS Genel Komutanlığı, 161 Türk askerinin öldürüldüğünü ve 117 askerin de yaralandığını duyurarak yaşanan direnişin genel bilançosuna ilişkin şunları aktardı: "66 yoldaşımızın şehit düştüğü Cizre Direnişi'nde 213 yurttaşımız katledilmiştir. Bunlardan 8 aylık Uca Bebek, anne karnında yaşama daha gözünü açmamış Anne Zekiye Eren’in 7 aylık bebeği, Anne Güler Yamalak, Havva Yamalak ve Asya Sezgin’in 8 aylık bebekleri Türk devleti tarafından katledilmiştir.”

'DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ!'

Türk devleti Cizre’de sivil halka yönelik savaş ahlakına ve kurallarına uymayan bir savaş yürüttü. Cizre’de halkın öncüleri Mehmet Tunç ve Asya Yüksel başta olmak üzere “diz çökmeyeceğiz, direneceğiz; halkımız bizimle gurur duysun” sloganlarıyla son nefeslerine kadar direnen 213 kişi, günlerce bir bodrumda Türk devletinin tüm saldırılarına karşı büyük bir kahramanlık sergiledi. Türk devleti günlerce süren bu direnişi kıramayınca tüm askeri tekniği ve insanlık dışı imha saldırılarıyla bodrumlarda günlerce direnen 213 sivili diri diri yakarak, bedenlerini tanınmayacak hale getirdi.

DİMDİM KALESİ: SUR DİRENİŞİ

5 Eylül 2015 tarihinde Sur gençlerinin Sur’u savunmaya başlamasıyla birlikte, 28 Kasım 2015’te zirveleşen tarihi Sur Direnişi, 15 Mart 2016 tarihine kadar devam etti. Dört Ayaklı Minare, Emniyet Fırını, Karadeniz Sokak, Süleyman Nazif ve Mardinkapı İlköğretim Okulları, Kurşunlu Camisi ve Yoğurt Pazarı'ndaki 7 mevzide Kürt gençlerinin sürdürdüğü direniş karşısında Türk devleti tüm teknik imkânlarına rağmen, tarihi Sur kentinde büyük kayıplar verdi. Tarihi Sur Direnişi’ni kaleme alan Gerilla Xemgin Roj (Ali), “Sur Direniş Günlüğü’nde” şunları kaydetti:

"7 Haziran 2015 tarihindeki genel seçimlerde demokratik siyasetin zaferi, AKP çetesinin istediği çoğunluğu Meclis'te elde edememesi, yeni bir sürecin başlamasını da beraberinde getirdi. Önder Apo ile olan diyalog düşman tarafından sona erdirilip imha ve tasfiye süreci tekrardan gündeme geldi. Suruç Katliamı ve hemen ardından Medya Savunma Alanları’na yapılan kapsamlı hava saldırısı (24 Temmuz) artık yeni direniş hamlesinin devrimci halk savaşı temelinde başlatılmasını gerekli kılmaktaydı. Ağustos ayı ile birlikte birçok ilçede ilan edilen öz yönetimlerin savunulması temelinde öz savunma birimlerinin örgütlendirilmesi ve halk ile iç içe bir direnişin geliştirilmesi devrimci halk savaşının bir gereği olarak ortaya çıkmaktaydı. Varto, Silvan, Cizre, Silopi, Nusaybin ve Derik gibi birçok ilçede direniş başlatılmış oluyordu. Amed gibi bir şehrin merkez ilçelerinde de direnişin geliştirilmesi tüm Kürdistan’ı etkileyecek bir durumu ortaya çıkaracaktı. Bu temelde Sur ve Bağlar’da geliştirilmek istenen süreç, yeni bir dönemi de beraberinde getirdi.”

'ERDOĞAN İÇ SAVAŞIN STARTINI VERMİŞTİ'

Türk devletinin tüm teknik imkânlarına rağmen Sur direnişçilerinin bir adım bile geri adım atmadığının yazıldığı “Sur Direniş Günlüğü’nde” AKP hükümetinin savaş tarzına ilişkin de şunlara yer veriliyordu:

“AKP’nin övüne övüne sahaya sürdüğü JÖH-PÖH güçleri Sur Direnişi karşısında ağır darbeler yerken çeşitli DAİŞ gruplarının da kullanılması, istenen sonucu alamamıştı. Bunun üzerine Erdoğan yeni bir plan devreye koyarak Ergenekon operasyonlarıyla tutuklu bulunan askerleri serbest bırakıp itibarlarını ve güçlerini iade ederek orduyla anlaşmıştı. Bunun karşısında orduya öz yönetim alanlarında her türlü yöntemin kullanılması temelinde saldırı emri verilmişti. Bu aynı zamanda aslında Türkiye’de yaşanan çatışmalı sürecin bir iç savaş düzeyine çoktan ulaştığını gösteriyordu. Kürdistan’ın birçok bölgesinde asker ve tank artık devredeydi.

'DİRENİŞİN 57. GÜNÜ...'

Direnişin 57. günü... (27 Ocak 2016) Artık günlerin yerine ayları saymak gerekecek. İkinci ayın sonlarına gelirken düşman en kapsamlı saldırısını iki helikopter ve bir keşif uçağının desteğiyle gerçekleştirdi. Yoğun teknik kullanımının ardından neredeyse her taraftan piyade birlikleriyle sızmaya çalışan düşmana son dönemlerin en ağır kaybı yaşatıldı. Hiçbir yerde ilerlemesine izin verilmedi. 3 farklı yerde döşemiş olduğumuz tuzaklar düşmanda patlarken, altı ayrı yerde de sıcak çatışmalar yaşandı ve en az 20 asker öldürüldü. Ölenlerin içerisinde bir yüzbaşı da yer almakta. Yaşanan çatışmaların ikisinde arkadaşlar kaçan düşmanın geride bıraktığı iki melez silahını ele geçirdiler.

'HELE BİR GELSİNLER...'

Hele bir gelsinler dedik ama böyle de olmaz ki ayıptır! Bu kadar az sayımıza karşılık böyle bir teknik ve binlerce askerle geliyorsun. Madem sen böyle bir güçle saldırıyorsun, o zaman birkaç gün aç yolu, biz de biraz takviye alalım. O zaman gel de görelim, el mi yaman bey mi? Tabii tarih eski tarih değil; mertlik kalmamış, tek bir iğnenin dahi içeri girmesine izin verilmiyor. Aklınca içeride sadece bizim askeri gücümüzü değil aynı zamanda açlığa, susuzluğa, sigarasızlığa ve elektriksizliğe ne kadar dayanabileceğimizi, irademizi ve psikolojik gücümüzü de test ediyorlardı. Amaçlarının bir bütünen bizim irademizi kırmak olduğunu biliyoruz. Bundan dolayı ne kadar kayıp verirsek verelim tek bir insan sağ kalıncaya kadar bu savaşın, bu direnişin devam etmesi gerektiğinin bilincindeydik.”

'SONUÇ NE OLURSA OLSUN MUHTEŞEM OLACAK!'

Sur Direnişi’nin büyük komutanı Çiyager’in “Sonuç ne olursa olsun muhteşem olacak” sözü ile başlayan Sur Direnişi Kürt gençlerinin büyük kahramanlıklarının yaşandığı bir direnişe dönüştü. “Her günün bin yıl gibi geçtiği” Sur Direnişi tarihteki Stalingrad, Vietnam, Dimdim Kalesi'ni aratmadı. Yaşanan onlarca günlük direnişte Kürt gençleri karşısında Türk devletinin ağır kayıplar verdiğini belirten YPS Genel Komutanlığı, 408 Türk askerinin öldürüldüğü ve 115 askerin yaralandığı Sur Direnişi’nde 6 sivilin yaşamını yitirdiğini ve 5’i çocuk olmak üzere 8 sivilin yaralandığını duyurdu.

İDİL DİRENİŞİ

Eylül 2015’ten itibaren İdil’de başlayan yer yer çatışmalar, 16 Şubat 2016 tarihinde zirveleşerek 8 Mart 2016 tarihine kadar devam eden Hezex Direnişi’ne dönüştü. Çeko Çatak komutasında başlayan Hezex Direnişi’nde Türk devleti Kürt gençlerinin aylarca sürdürdüğü direniş karşısında bir adım bile ileri atamadı. Kürt gençlerinin direnişi karşısında büyük kayıplar veren Türk devleti ve ordusu, sivil katliamlara başlayarak 21 sivili katletti. Hezex Direnişi’nin bilançosunu açıklayan YPS Genel Komutanlığı ise 83 Türk askerinin öldürüldüğünü ve 39 askerin yaralandığını belirterek, şunları kaydetti: “Türk devleti YPS karşısında yenilgi alarak sivil katliamlara başlamıştır. Hezex Direnişi’nde Ahmet Varlı, Ali Yıldız, Fatma Eraslan ve Rıdvan Tan isimli 4’ü çocuk başta olmak üzere 21 sivili katletti. Sivil katliamları ile AKP hükümeti ve Saray çeteleri, Kürt halkının imhasını amaçlamaktadır.”

SİLOPİ DİRENİŞİ

Eylül-Ekim 2015 arası Türk devletinin Silopi’ye yönelmesi ile birinci Silopi Direnişi başladı. Ardından 14 Aralık 2015’te ikinci kez başlayan Silopi Direnişi, 7 Ocak 2016 tarihine kadar sürdü. Bu iki yönelimin ardından Türk devletinin topyekûn 4 Nisan 2016'da yöneldiği Silopi Direnişi, 6 Nisan 2016 tarihine kadar sürdü. Türk devleti bu üç yönelimle Kürt halkının 10 Ağustos 2015 tarihinde art arda ilan ettiği öz yönetimlere saldırarak Kürt halkını imhayı amaçlamaktaydı. Bu yönlü pervasızca Kürt halkına ve şehirlerine saldıran Türk devleti ve AKP hükümeti, tüm teknik ve ordusuna rağmen Kürt gençleri karşısında başarılı olamayarak sivil katliamlar gerçekleştirdi. Günlerce, aylarca süren bombardıman ile başarı elde etmek isteyen Türk devleti karşısında aylarca tüm imkânsızlıklara rağmen direnen Kürt gençleri, Stalingrad, Vietnam devrimlerini anımsatan destansı direnişleri ile tarihe damgalarını vurdular. Türk devleti, birkaç silah ile direnen Kürt gençleri karşısında başarılı olamayarak kenti harabeye çevirmek için, Kürt halkına yaşam hakkı tanımamak için Silopi'yi aylarca tank, top ile bombardımana tuttu. Bu şekilde başarı elde etmek isteyen işgalci Türk ordusu, 112 kayıp, 87 yaralı vererek Kürt gençlerinin tarihsel direnişi karşısında yenilgi aldı.

GEVER DİRENİŞİ

24 Temmuz 2015 tarihinde Türk devletinin Kürt halkına ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelik başlattığı imha operasyonlarıyla birlikte Gever’de başlayan direniş, 13 Mart 2016 tarihinde işgalci Türk ordusunun ablukası ile zirveye ulaşarak, 20 Nisan 2016 tarihine kadar sürdü. Tüm teknik imkanları ve ordusu ile aylarca süren Gever Direniş’inde ağır kayıplar veren sömürgeci Türk devleti, Kürt gençlerinin direnişi karşısında başarı elde edemeyerek sivil katliamlara başladı. Kürt halkına yönelik Türk devletinin geliştirdiği imha operasyonlarına karşı Kürt halkının savunma gücü olarak Kürt gençlerinin örgütlendiği YPS, YPS Jin'in Türk devletine ve onun işgalci gücüne karşı amansız direnişiyle işgalci Türk ordusu büyük kayıplar verdi. Türk ordusu tüm teknik ve askeri gücü ile günlerce, aylarca Gever’in direniş mahallelerine saldırarak sivil halkı imha etmeyi amaçladı.

Serhildanlar şehri olan Gever, yıllarca Türk devletinin baskı ve imha politikalarını kabul etmedi. Bunun için yıllarca Türk devletine karşı direndi. Kendi kültürü ve diliyle özgürce yaşamak isteyen Kürt halkının dili, özgürlük talebi oldu. Türk devleti de yıllarca baskı ve asimilasyon politikaları ile serhildanlarını susturamadığı Gever’e 24 Temmuz 2015 tarihinde başlattığı imha operasyonları ile yönelerek, halkı katliamdan geçirmek istedi. Türk devleti, Kürt gençlerinin tarihsel direnişi ile karşılaştı. Aylarca Kürt gençlerinin direnişi karşısında başarı elde edemeyen Türk devleti, tüm teknik imkanlarını kullanarak Gever’i ve halkı yok etmeyi amaçladı. Bu çerçevede Gever’e saldıran Türk devleti İkinci Dünya Savaşı’nı anımsatacak görüntüleri tekrardan dünya halklarına yaşattı. “Ya baş verecekler ya baş eğecekler” diyen devleti, Gever’de taş üstünde taş bırakmadı. Bu çerçevede Gever’i yok etmeyi, Kürt halkının özgürlük taleplerini bu şehirde yıkıntılar altında bırakmayı amaçladı. Türk devleti, tüm bu yönelimlerine rağmen Kürt gençlerinin tarihsel direniş ruhu ile karşılaşarak büyük kayıplar verdi. Aylarca süren Gever Direnişi’nde, 117 Türk askeri öldürülürken, 32 asker de yaralandı.