Zamanı Doğuran Dağ’ın hikayeleri

Deniz Bilgin’in kaleme aldığı, Dersim’den Hewraman’a uzanan dağ kavminin hikayelerinin yer aldığı ‘Zamanı Doğuran Dağ’ kitabı okurla buluştu.

Newaya Jin gazetesi tarafından hazırlanan ve Meyman Yayınevi tarafından basılan kitapta onlarca hikaye yer alıyor. Birbiriyle bağlantılı olan öyküler, Dersim katliamından Halepçe ve Enfal katliamlarına, Kuzey Kürdistan’daki şehir direnişlerinden Güney Kürdistan’da kendini yakan kadınlara, Cumartesi Anneleri’nden şehit düşen gerillalara kadar birçok konuyu işliyor.

Dört parça Kürdistan’ın sosyo-kültürel, coğrafik özelliklerini, direnişini, tarihinden parçaları ele alıyor, toplumsal sorunlara dokunuyor. Kitapta yer alan öykülerin tamamı gerçek olaylardan alınmış.

ZAMANIN BÜYÜSÜNÜ TAŞIYAN SATIRLAR...

‘Zamanı Doğuran Dağ’ın hikayesi ise kuzey ucunda, Dersim’de başlıyor. Dağın kalbinde buluşuyor, ağacın, kadının, kayanın hikayesi. Savaşçının izinde… Zamanın büyüsünü taşıyor satırları. Satırları dizelere, öyküleri düşlere, acısı güce açılıyor.

Yerin yüzünde yaşamın bilgisine mekan olan Zagrosların anlamının saklı olduğu satırlarda, dağın incinmiş sakinlerinin derin vadilerde yankılanan sesi yükseliyor.

Parçalara bölünmüş bir coğrafyanın ahir zamanlara kayıtlı hikayeleri ile savaşçının nasıl ‘bütün’ olduğuna, gördüğü ve yaşadığı her dağın öyküsü ile gerçeğin üstündeki örtüyü nasıl kaldırdığına tanık oluyoruz.

SONSUZLUĞU KEŞFEDEN SAVAŞÇILARIN KİTABI

Satırlardan, doğadan, tarihten, şimdiden damıtılan duygu ve düşünceler damlıyor yüreğimize.

Deniz, yolda olanların, hep yollarda olanların hayallerinden biriktirdiği özlemleri, acıları, hatıraları taşıyor mürekkebinde. Duygusal ve düşünsel dünyası gökkuşağına açılıyor.

Deniz’in kalemi en yüksekte uçan turnaların yüreğini taşıyor belleğimize. Yüksekte uçanların hedeflerinin yüksek olduğunu anlatıyor bize.

Başladığı yere dönen ve sonsuzluğunu yolda keşfeden savaşçıların kitabı olduğunu fısıldıyor usulca...

Hatırlayan, hatırladıkça acıyan, acıdıkça daha çok seven, onca ihanete rağmen sevmekten vazgeçmeyen savaşçının hikayesini anlatıyor. Dağları mekan eyleyen, hayatını yola seren, zamanın önünde duranların hikayesidir anlatılan…

DAĞLARIN ARDINDA DEMLENEN HİKAYELER

Zamanı Doğuran Dağ’ında Deniz, baharı müjdeleyen cemrenin hava ile tenimize, su ile yeryüzünün damarlarına, toprak ile köklerimize dokunuşuna kalplere düşen cemreyi ekliyor. Ve dağların ardında demlenen bilge çocukların hikayelerine götürüyor bizi. Havaya düşen cemre ile başlayan savaşı anlatıyor.

Her şey canlanıyor, hareket ediyor, rüzgarın kanatlarında hedefe doğru yol alıp eylem oluyor Deniz’in kaleminde. “Nasıl ki her çağda zamanı doğuran dağın adı Zagros olduysa, senin adın da Kürdistan ülkesinin özgür gerillası olarak kalacak” diyor son cümlede.

Yüreği gökkuşağı olan gerillanın özlemleri, sevinçleri, hüzünleri özgürlük izlerine dönüşüp, dağ rüzgarlarıyla ve nehirleriyle evrene yayılıyor…