KCK Genel Başkanlık Konseyi: Özgürlük Kampanyasına herkes katılmalı

15 Şubat komplosunu kınayan KCK Genel Başkanlık Konseyi, 15 Şubat’la birlikte ikinci aşamasına girecek olan özgürlük kampanyasına katılmaya ve uluslararası komployu 26.yılında yenilgiye uğratmak üzere mücadeleyi büyütmeye ve direnişi yükseltmeye çağırdı.

KCK Genel Başkanlık Konseyi, 15 Şubat uluslararası komplosunun yıl dönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı.

KCK Genel Başkanlık Konseyi açıklamasında “15 Şubat uluslararası komplo saldırısını ve bu komplo saldırısında yer alan, rol oynayan güçleri komplonun 26. yılında bütün kinimiz ve öfkemizle kınıyor ve lanetliyoruz. 25 yıldan beri İmralı tabutluk koşullarında rehine statüsü altında tutulan Önder Apo’yu ve görkemli direnişini selamlıyoruz. 15 Şubat uluslararası komplosunu imhayı içeren hedeflerine ulaşmasını engellemek için, kendini Önder Apo etrafında ateşten çember yapan güneşimizi karartamazsınız şehitlerini; Halit Oral, Selamet Menteş ve Aynur Artan yoldaşlar şahsında saygı ve minnetle anıyor, anıları önünde eğiliyoruz” denildi.

KCK Genel Başkanlık Konseyi açıklamasında şunlar belirtildi: “Başını ABD’nin çektiği uluslararası kapitalist güçler, 21. yüzyıla Büyük Ortadoğu Projesi’ne girme hazırlıklarını yaparken, Önder Apo’yu ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni, kendi kapitalist modernist ve emperyalist çıkarları önünde duran en büyük engel olarak görüp tanımladılar. Önder Apo’nu yol açtığı özgür Kürtlüğün, tüm Kurdistan ve Ortadoğu’yu etkisi altına alma potansiyeli taşıdığını gördüler. Çünkü Kurdistan coğrafyası, Ortadoğu’daki dört egemen ulus devlet arasında paylaştırılmış ve PKK öncülüğündeki Kürt Özgürlük Hareketi’de bu dört devletin sömürgesi altında yaşayan Kürtleri, önemli bir mücadele içerisine çekmeyi başarmıştı. Kurdistan’ın her dört parçasında ve yurt dışı alanlarında örgütlenip özgürlük iradesini büyüten Kürtler, yeni bir yüzyılı daha kimliksiz, öndersiz ve sömürge rejimi altında geçirmek istemiyorlardı. Bu yüzden de Önder Apo ve özgürlük mücadelesini kucaklamışlardı. Mücadeleye her türlü destek ve katılımı sağlıyorlardı. Kürtler, Apocu hareket öncülüğünde, Ortadoğu’da demokrasi ve özgürlük değerleri temelinde gelişen en büyük değişim ve dönüşüm dinamiği haline geliyorlardı. ABD’nin başını çektiği kapitalist hegemonik güçlerin 15 Şubat uluslararası komplosu ile hedefledikleri, Ortadoğu’daki giderek öncü bir rol oynamaya başlayan özgür Kürt iradesini ortadan kaldırmaktı. Kürtleri 20. yüzyılda olduğu gibi 21. yüzyılda da kimliksiz öndersiz ve statüsüz bırakmaktı. Bu amaçla uluslararası komployu çok kirli bir işbirliği içerisinde kurdular. Önder Apo şahsında, Kürt halkına karşı bu komployu gerçekleştirmek için kendi aralarında her türlü tavizi alıp vermekten çekinmediler. Çünkü Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin bitirildiği, bir Ortadoğu’yu daha kolay ele geçirip istedikleri gibi yeniden dizayn edebileceklerini hesapladılar.

KÜRT HALKI TARİHİ İMRALI DİRENİŞİNİ HER YERDE SAHİPLENDİ

Hem Önderliğimizin hem Kürt halkının hem de Hareketimizin uluslararası komployu karşılama tarzı ise, büyük bir direniş ve yeniden doğuş tutumu oldu. Halkımızın ve kahraman şehitlerimizin Önderlik etrafında oluşturdukları direniş çemberi, komplonun amaçladığı imha konseptinin başarıya ulaşmasını engelleyen en temel halka oldu. Çünkü Kürt halkı Önder Apo’yu, kendi yarattığı değerlerin toplam bileşkesi olarak gördü. Önder Apo şahsında dışlananın ve İmralı’da rehinelik statüsünde tutulanın, esasta ‘Özgür Kürtlük’ olduğunu, yani kendi iradesi olduğunu gördü. Bundan dolayı da Önder Apo’nun esaretini kendi esareti saydı. Kürt halkı, Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin kendi tarihsel trajedisiyle bağını çok iyi görüp kavradı ve kurtuluşunun bu trajediyi bozmaktan geçtiğini bilerek, tarihi İmralı direnişinin her yerde çok güçlü bir biçimde sahiplendi.

Önder Apo’nun uluslararası komplo ve soykırım saldırısı karşısındaki duruşu, Kürtler için belirlenmiş olan yüz yıllık trajik soykırım kaderini bozma temelinde büyük bir direniş oldu. Esaret koşularının tüm yakıcı gerçekliği altında, komploya büyük bir düşünsel ve zihinsel devrim ile cevap verdi. Devrimci bir halk önderi olarak; yeri geldiğinde bir filozof ve bilge gibi, yeri geldiğinde bir siyaset bilimci, bir tarih bilimci gibi kendi halkının mahkum edildiği trajik soykırım kaderini değiştirmenin hem ruhsal, düşünsel entelektüel, hem de fiziksel direnişi içinde oldu. Çağın en ileri fikir ve düşüncelerini, Kürt halkı şahsında tüm halklara, kadınlara ve direnen tüm ezilen kesimlere sundu. Geliştirdiği yepyeni kavram ve kuramlarla, yeni özgür ve demokratik bir yaşam paradigması ortaya çıkardı. Hazırladığı özgür yaşam ve özgür toplum tezleri ile, çağın en büyük komplosuna çağın en büyük savunmasıyla cevap verdi. Demokratik uygarlık savunması, başta Kürtler ve kadınlar olmak üzere, tüm ezilenler adına yapılan çok güçlü bir savunma oldu. Adeta özgür insan adına, özgür yaşam ve demokratik toplum adına geliştirilen bir savunma niteliğinde oldu.

ÖNDER APO TÜM EZİLENLERİN KADERİNİ DEĞİŞTİRECEK YENİ YAŞAM PARADİGMASI GELİŞTİRDİ

Önder Apo, İmralı esaret koşuları altında sadece Kürtlerin değil demokratik ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigmasını; 21. yüzyılda tüm ezilenlerin kaderini değiştirmeye yetecek, yeni bir yaşam ve mücadele paradigması ve programı olarak geliştirdi. Dolayısıyla 25 yıllık İmralı esaret süreci komplocu güçlerin amaçladığı gibi yürümedi. Tam tersine insanlık adına, demokratik ve özgür bir toplum fikri ve düşüncesinin her bakımdan geliştirildiği ve olgunlaştığı bir süreç oldu. Önder Apo’nun bu fikir ve düşünceleri, bugün Kürtlerin yaşadığı yerlerde yeni bir toplumsal sisteme dönüşüyor. Yeni bir yaşam ve direniş anlayışına dönüşüyor. Kürtler ve kadınlar şahsında tüm ezilenler bu gelişmeden büyük bir feyz alıyor. Büyük bir coşku ve heyecana, büyük bir umut hareketine dönüşüyor.

İMRALI’DA YÜRÜTÜLEN BİR SOYKIRIM SİSTEMİDİR

İmralı’da Önder Apo şahsında yürütülen işkence ve mutlak tecrit işkencesi, esasta bir soykırım sistemidir. Kürt soykırım sistemidir, demokrasi ve özgürlük kırım sistemidir. Önder Apo; uluslararası güçler tarafından yönetilen ve sömürgeci TC tarafından gardiyanlığı yapan, İmralı işkence ve soykırım sistemi içerisinde yirmi beş yıldan beri tarihi bir direniş yürütüyor. Önder Apo’nun İmralı’daki bu tarihi direnişi, soykırım siyaset ve saldırılarına karşı verilen mücadelemizin, esas merkezini oluşturuyor. Kürt halkı, dostları, yoldaşları ve militanları olarak hepimiz; Önder Apo’nun, İmralı’daki bu işkence ve soykırım sistemine, bu tabutluk sistemine ve rehinelik durumuna karşı; yirmi beş yıldan beri nasıl bir mücadele azmi ve iddiasıyla direndiğini, anlamaya ve derinleşerek bilince çıkarmaya çalışmalıyız. Önderlik gerçeğini anlama çabalarımızı, bu konuda daha da büyütmeli ve derinleştirmeliyiz. Özelliklede Kürt varlığı ve özgürlüğü konusunda, yine insanlığın demokrasi ve özgürlük değerleri adına, Önderlik gerçekliğinin taşıdığı anlam ve önemi, şu anda içinde tutulduğu insanlık dışı koşulları yürekten hissetmeli ve mücadele duruşumuzda güçlü bir tutum ve irade düzeyi ortaya çıkarmalıyız.

KURDİSTAN ÖZGÜRLÜK GERİLLASI KOMPLONUN BAŞARIYA ULAŞMASINI ENGELLEYEN EN TEMEL GÜÇ OLDU

Kurdistan özgürlük gerillası temel ideolojik, felsefik ve örgütsel gıdasını Önder Apo’dan alarak; ortaya koymuş olduğu kararlı mücadelesi ve keskin iradesi sayesinde uluslararası komplonun, geçen yirmi dört yıllık süre içerisinde başarıya ulaşmasını engelleyen en temel güç oldu. Özgürlük gerillası, Önder Apo’ya kopmaz bir bağ ile bağlıdır ve temel moral merkezi olarak görüyor. Sömürgeci soykırımcı TC işgalci ordusu, gelinen aşamada Kurdistan gerillasına karşı, daha önce örneği görülmemiş bir biçimde insanlık dışı yol ve yöntemlerle sayısız imha saldırıları gerçekleştiriyor. Elinde bulundurduğu NATO’nun savaş imkanlarının tümünü gerilla güçlerimize karşı, çok hunharca kullanıyor. Elinde bulundurduğu son NATO teknolojisi ile yıldıramadığı gerilla güçlerimize karşı, kimyasal ve zehirli gazlar kullanıyor. Taktik nükleer ve termobarik silahlar kullanıyor. Kurdistan özgürlük gerillasına karşı kullandığı bu insanlık dışı yol ve yöntemlerin hepsi birer savaş suçu, insanlık suçu olarak geliştiriliyor. Kurdistan özgürlük gerillası, TC’nin suçu kapsamına giren bu insanlık dışı saldırıları karşısında önderlikte aldığı güç moral ve bilinç sayesinde direnme gücünü ve iradesini göstermeye devam ediyor. Özgürlük gerillası Önder Apo’dan aldığı güç ve moral sayesinde Kurdistan dağlarında yeni bir tarih yazıyor. Özgür Kürdün, özgür insanın, özgür toplumunun tarihini yazıyor.

ÖZGÜRLÜK KAMPANYASINA KATILAN HERKESİ SELAMLIYORUZ

Hem fiziki hem ruhsal ve hem de düşünsel olarak İmralı’daki olağan üstü işkence ve soykırım koşullarına yirmi beş yıl gibi uzun bir süre dayanmış olmak, bir önderliksel özellik ve bir önderlik farkı oluyor. Önder Apo’nun düşünsel ruhsal ve iradi gücünü ortaya koyuyor. Çünkü İmralı tabutluk koşullarında tutulmakta olan, sadece Önder Apo değildir. Önder Apo şahsında, Kürt halk iradesi rehin tutuluyor. Kürt halkının yüreği, yirmi beş yıldan beri İmralı’da atıyor. Yani Önder Apo ile beraber, Kürt halkıda İmralı tabutluğuna hapsedilmiş durumdadır. Çünkü Kürt halkı Önderliği ile kopmaz bir bütünü oluşturuyor. İşte tam da bu yüzden halkımız, her gün sokak ve meydanlarda ‘Bê serok jîyan nabe’ diyor. Bu vesile ile Kürt halkı ve dostları öncülüğünde geliştirilen ve 15 Şubat uluslararası komplosunun yıl dönümü ile beraber ikinci aşamasına girecek olan özgürlük kampanyasını ve bu kampanyaya hem katılan hem de destek veren herkesi selamlıyoruz.

15 Şubat uluslararası komplosu, Önder Apo şahsında Kürt halkının varlığına özgür yaşam iradesine karşı geliştirilen stratejik bir saldırı olarak ve bu temelde bir soykırım saldırısı olarak geliştirildi. Sadece bir veya birkaç devletin değil, beş bin yıllık devletçi iktidarcı ve erkekçi uygarlığın günümüzdeki temsilcisi olan, küresel kapitalist sistemin stratejik bir saldırısı olarak gerçekleştirildi. Hem Türkiye’nin hem de Ortadoğu’nun en büyük sorunu olan Kürt sorunu konusundaki çözümsüzlükte ısrar tutumu da mevcut haliyle bu uluslararası komplo stratejisi temelinde devam ediyor. Bu temelde uluslararası komplo stratejisi günümüzde; İmralı tecrit ve işkence sistemi olarak ve yine Kürt sorunundaki çözümsüzlükte ısrar tutumu olarak sürdürülüyor. Önder Apo için özel olarak icat edilen ağırlaştırılmış müebbet cezası olarak uygulanıyor. Mutlak iletişimsizlik hali ve otomatiğe bağlanmış disiplin cezaları olarak uygulanıyor.

SOYKIRIM VE İMHA SALDIRILARININ TEMEL NEDENİ ÖNDER APO’NUN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜNDEN DUYULAN KORKUDUR

Uluslararası komplo stratejisinin Önder Apo’ya, Kürt halkına, hareketine ve özgürlük gerillasına karşı geliştirdiği tüm bu soykırım ve imha saldırılarının temel nedeni; Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünden ve Özgür Kürtlüğün örgütlü iradeye dönüşmesinden duydukları korkudur. Nitekim mevcut durumda Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü uluslararası hukuk açısından imkan dahiline girmiştir. Ancak sömürgeci, soykırımcı TC devleti, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü imkanlı kılan uluslararası hukuku yok sayıyor ve tanımıyor. Türk devletinin uluslararası hukuku tanımayan bu tavrı, bir suç durumudur. Mevcut durumun bu biçimde uluslararası hukuk aleyhinde, insan hakları ve demokrasi aleyhinde sürmesinden; en az Türk devleti kadar AİHM ve CPT gibi yapıların bağlı bulunduğu Avrupa Konseyi de sorumludur. Avrupa Konseyi, bu konuda üzerine düşen görevleri yerine getirmeli ve Kürt halkının beklentilerine, insan hakları, demokrasi ve adalet ilkeleri çerçevesinde cevap vermelidir.

Sonuç olarak;15 Şubat uluslararası komplosunun 26. yılı, Kürt halkı ve hareketi için yine demokrasi ve özgürlük güçleri için önemli bir yıl oluyor. Kürt halkı, hareketi ve dostları olarak; Kürt özgürlük mücadelesi lehine, halklar ve ilerici insanlık lehine, komployu yenilgiye uğratan, Kürt varlık ve özgürlük mücadelesini zafere taşıyan tarihi bir gelişme düzeyini hep beraber ortaya çıkarmak amacıyla, mücadelemizi her zamankinden daha fazla büyütme kararlılığındayız. Bu temelde başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm Kurdistan halkını dostlar öncülüğünde başlatılan ve 15 Şubatla birlikte ikinci aşamasına girecek olan özgürlük kampanyasına katılmaya ve uluslararası komployu 26.yılında yenilgiye uğratmak üzere, mücadeleyi büyütmeye ve direnişi yükseltmeye çağırıyoruz.”