Son Dakika: Girê Bahar’da Skorsky helikopteri düşürüldü

Adı gibi yüreği de kırdı zincirleri

Özgür, girdiği hakikat yolunda; yola, yoldaşa, halklara adadı kendini. Gençliğinin verdiği coşku; dağlara ve özgürlüğe olan sevdasıyla yaşadı. Adı gibi yüreği de kırdı kölelik zincirlerini.

ŞEHİT ÖZGÜR AMED (MİNE CANİK)

Özgürlük yolunda mücadeleye karar kılmış devrimcilerden biri de genç yüreğiyle Özgür Amed’di. Özgür Amed, Amed’in Farqîn ilçesinde dünyaya gelir. Amed’in direniş ruhu onda can bulur. 2014’te yüzünü dağlara döner. Genç bir kadın olarak dağlarda Apocu bir ruhla savaşır.

Onlar kutsallığı çalınan, adı yasaklanan bir ülkenin çocuklarıydı. Adı yitirilmek, toplumu kaybedilmek istenen bir ülke gerçekliğinde açmışlardı gözlerini. Daha ilk anda sunulan bu yaşamın onlara ait olmadığını biliyorlardı. Bunun için aradılar yitirilmiş sevdalarını. Sahte bir yaşamın esaretinden kurtulmak için kendi güzelliklerini keşfetmeye çıktılar. ‘Ara yolcu ama sadece aramak için arama, adanmak olsun arayışın’ sözünü duydukça daha bir aşkla arayıp durdular. Aramak yola girmekti ve yola bir yolcu gerekliydi. Özgürlüğe akanların yolu belliydi. Bu yolda kendi ülkesini arayanlar, çoktan yol olup akmıştı özgürlüğe. Bu yolun yolcuları birbirleriyle buluştu. Doğru yolun, özgürlüğe giden yol olduğunu göstererek yol aldılar. İlk yol alanların ardından yola yoldaş olmaya gelenler çoğaldı.

YÜREĞİNDE DİNMEYEN FIRTINA

Mine Canik, Amed’in Farqîn ilçesinde, Kurdistanî değerlerini koruyan kutsal bir anada can bulup açmıştı gözlerini yaşama. Dili, kültürü ülkesi yasak olan bir halkın çocuğuydu. Dilinden, toprağından vazgeçmek, insanlığından vazgeçmekti bir halk için. Yasaklı bir ülkenin çocuğu olsa da ailesi yurtsever değerlerine bağlı kalmış ve çocuklarını bu değerlerle büyütmüştü. Stranlar dinlemiş, Kürt destanları ile büyümüştü. Çocukluğu köy yakmalarına, işkencelere ve zulümlere şahitlik ederek geçti. Yüreği daha çocukken bu haksızlığa zulme karşı öfkeyle doldu. Halkının yaşadıkları yüreğinde dinmeyen bir fırtınaya dönüştü. Her Kürt çocuğu gibi küçük yaşta zulme karşı direnmeyi, baş eğmemeyi öğrendi. Bakışları isyandı, sömürgeciye karşı. Bedeni küçük, yüreği büyük, o çocuk haliyle arkadaşlarıyla birlikte eylemlerde eline taş alarak korumaya çalıştı halkını. Mine büyüdükçe halkına, toprağına bağlılığı daha da arttı. Yüreği ülkesi için, birşeyler yapmak için bir yangın yerine dönüştü. Bu zulme daha fazla sessiz kalmak istemedi, dağlara yöneldi.

YOLDAŞLIĞIN KUTSALLIĞINI BİLİRDİ

Mine, 2014’te adımını dağlara attığı anda öyle bir nefes çekti ki yıllardır nefes almadan yaşamış gibiydi. İlk ulaştığı gerilla grubuna büyük bir sevgiyle bakıp kucakladı. Bundan sonra bu yolda birlikte yürüyeceği yoldaşlarına her zaman bu ilk bakışla baktı ve sevdi. PKK’deki yoldaşlığın kutsallığını hep bildi. Birlikte mücadele edecek ve birlikte zorlukları aşacağı yoldaşları bu yolda onun en büyük güç kaynağıydı. İlk patikada yürüdüğü zaman gözleri gökyüzünde birlikte uçan güvercinlere takılınca gülümseyerek yanındaki yoldaşlarına “bu güvercinler ne kadar da bizlere benziyor, sanki gökyüzünde değil yüreğimde özgürlüğe kanat çırpıyorlar” demişti. Güvercinler böylece onun yeni doğuşunu selamlarken onun yeni adının da ilhamı oldu. “Güvercinlere bakarak heval buldum; adım Özgür olsun. Ben de onlar gibi hep özgürce bu dağlarda uçmak ve özgürlüğe kanat açarak yükseklerde uçmak istiyorum” dediği için özgürlüğe hasret yüreği, özgürlüğe olan sevdası böylece ismiyle, kişiliğiyle birleşti.

DURMADAN KENDİNİ SORGULAYANLARDANDI

Özgür, yeni savaşçı eğitimi görmek için Zap’a doğru yol aldı. PKK’de göreceği bu ilk eğitim onun için oldukça önemliydi. Bu eğitimde gerilla yaşamının, savaşının inceliklerini öğrendi. PKK yaşamını daha iyi tandı. Gerilla yaşamına, savaşa dair öğrendiği herşey, onda büyük bir heyecan yarattı. Öğrenmeye olan merakı onu yaşamda çabuk geliştirdi. Rêber Apo’nun felsefe ve ideolojisini öğrenip, bunda derinleştikçe yaşama olan bakışı ve katılımı daha derinlikli oldu. Yüreğinde biriktirdiği sevginin ve öfkenin, ancak güçlü bir bilince dönüştürülerek anlamlı olacağını fark etti. Sadece duygusal bir yaklaşımla yaşama katılmakla değil, kendi varlığını, mücadeleyi bilince dönüştürerek özgür yarınlar yaratılabileceğini anladı. Bunun için de kendini yaşamı, düşmanı her daim sorguladı. Özgür, durmadan yorulmadan genç yüreği ve cesaretiyle kendini sorgulayan ve arayanlardandı. Rêber Apo’yu okudukça arayışlarına nasıl yön vermesi gerektiğini öğrendi. Nasıl yaşamalı, nereden başlamalı sorularınının cevaplarını Rêber Apo’dan alan Özgür, nasıl yaşayacağını bilerek, bu yolda yürüdü. PKK’de gördüğü eğitim kısa sürede onda büyük bir gelişimi açığa çıkardı. Genç olması arayışçı ve mücadeleci kişiliği onu çabuk geliştirdi. PKK’deki eğitimi “kendine ulaşmak, saflığa erişmek” olarak değerlendirdi. Onun için “PKK Apocu ruhla arınmış yürek ve beynin berraklığıdır.”

KESKİN İRADE, SARSILMAZ İNANÇ

Özgür, adı gibi özgürlüğe tutkulu genç bir kadın savaşçıdır. Mücadelede yeni olmasına rağmen yaşamdaki duruşu, saflığı ve savaşçı kişiliği dikkat çekti. Yaşama yaklaşımı, Önderliğe, halka ve şehitlere olan bağlılığı sade ve yalın bir şekilde kişiliğine de yansıdı. Yaşamda her zaman mütevazi ve emekçi özellikleriyle tanındı. Bu dağlara, yaşama o kadar bağlıydı ki bu yaşamı korumak için tüm enerjisiyle mücadele etti. Haksızlığı asla kabul etmedi ve kim olursa olsun her daim haksızlığa karşı direndi. Gittiği her yerde yaşama büyük bir enerjiyle katıldı. Yaşama, mücadeleye büyük bir sorumluluk duygusuyla yaklaştı. Genç bir kadın olarak daha ilk adımlarında kendinde özgür kadın kimliğini oluşturmak için tüm geriliklerle mücadele etti. Özgür kadın çizgisine ulaşmanın, kendi özüne, kadın kimliğine ulaşmakla olacağını bildi. Bunun için yaşama kendi kadın kimliğini yansıtarak katıldı. Özgürlüğün güçlü bir savaşla kazanılacağının farkında olan Özgür, kimliksizleştirilen kadınlar için de mücadele etti. Onun dağlar kadar büyük yüreği herkese ulaşmak, tüm haksızlıklara karşı durmak için attı. Büyük komutanının sözünü kendine bir yaşam manifestosu yapıp böyle savaşmayı esas aldı. Büyük komutan Bêrîtan “Savaş gülüm, sıkı savaş savaştıkça güzelleşiyor insan” demişti. Özgür de savaşarak güzelleşmek ve yaratılan kutsal yaşamın bir koruyucusu olmak için yürüdü bu dağlarda. Keskin bir irade, sarsılmaz bir inanç ve büyük bir aşkla.

Yürüdüğü bu dağlarda binlerce özgürlük şehidinin ardı sıra yürüdüğünü bilerek yol aldı. Şehitlerin ardı sıra yürümek, onlara layık olabilmek, kutsal bir yolda yürürken yüreğini ateşle arındırmaktır. Şehitlerin yoldaşı olmak onların mirasını sahip çıkmak onları yaşatmaktır. Özgür de mücadelesi boyunca onların bıraktığı bu mirasa sahip çıkıp büyütmeyi esas aldı.  Şehitlerin yolunda yürümek onun için bir onur ve kutsal bir görevdi. İsteği, bir gün ölümsüzleşen şehitler gibi eylemi ve mücadelesiyle halkına, ardından gelen yoldaşlarına bir iz bırakmaktı.

Özgür girdiği hakikat yolunda yola, yoldaşa, halklara adadı kendini. Gençliğinin verdiği coşku; dağlara ve özgürlüğe olan sevdasıyla yaşadı. Adı gibi yüreği de kırdı kölelik zincirlerini ve özgürlüğe kanat açıp kucakladı dağları. 2017’de Amed’de çıkan çatışmada savaşarak katıldı şehitler kervanına. İstediği gibi; eylemiyle, yaşamıyla şehitlere doğru yürüyerek ölümsüzleşen bir Apocu militan oldu.