28 Mar 2017

‘Artık hem ailemizi hem de halkımızı savunabiliyoruz’

ÖSO’yla yaşam tarzlarının gerilemeye başladığını, DAİŞ’le yaşamın bitme noktasına geldiğini belirten Fırat Minbic, özgürleşen Minbic’te yaşama yeniden nasıl tutunduklarını anlattı.

19 Mart 2017 Pazar 08:43
MİNBİC / ANF - BÊRÎTAN SARYA

Fırat Minbic kod adlı Minbic Askeri Meclisi savaşçısı İmat Hemis Recep, henüz 20 yaşında. Minbic’in Arap halkından olan Fırat Minbic birçok Minbicli gibi DAİŞ işgali sürecinde derin acılar yaşamış. Dedesi büyücü olduğu gerekçesiyle kafası kesilerek idam edilmiş, gözleri önünde eşine işkence yapılmış ve kendisi de sigara içtiği için DAİŞ tarafından tutuklanarak işkence görmüş.

ÖSO ve DAİŞ’in Minbic’i işgali sürecinde halkının ve kendisinin yaşadıklarını ajansımıza anlatan Fırat Minbic, “Şimdi yeniden insan olduğumu hissediyorum. Psikolojim daha rahat çünkü artık kendimi, ailemi, halkımı savunabiliyorum. Hem birlikte savaştığım arkadaşlarımdan hem ailemden hem de toplumumdan saygı görüyorum” şeklinde konuştu.

‘ÖSO’YLA YAŞAMIMIZ GERİLEMEYE BAŞLADI’

Fırat Minbic’in bütün yaşamı ailesiyle birlikte Minbic’te geçmiş. Sade bir yaşam sürdürürken 2011’de başlayan Suriye kriziyle birlikte onların da yaşamı tüm Minbicliler gibi değişmeye başlamış. İlk olarak ÖSO gerçeğiyle tanıştıklarını dile getiren Fırat Minbic, ÖSO egemenliğiyle geçen iki yılı şöyle ifade etti: “Ben esnaftım, ailemle birlikte geçimimizi sağlıyorduk. Zengin değildik, özgür de değildik ama öyle çok büyük sıkıntılarımız da yoktu.

2012 yaz aylarında Minbic ÖSO’nun denetimine girdi. İlk başlarda insanlara iyi davranıyorlardı. Ama sonra yavaş yavaş değiştiler. Hırsızlık yapıyorlardı. İnsanları ailelerinden para almak için tutukluyorlardı. Aile istedikleri parayı verince bırakıyorlardı. Ahlaki olarak da iyi değildi. Halka, özellikle kadınlara iyi davranmıyorlardı. ÖSO elemanlarınca da kaçırılan kadınlar oldu. Tabii bunu DAİŞ dönemindeki gibi açıktan yapmıyorlardı. Yine sokaklarda bazen birbirleriyle çatışmaları oluyordu. Bundan siviller de zarar görüyordu.”

‘DAİŞ’LE İNSANLIĞIMIZDAN UTANDIK’

Minbic’in 2014 yılında DAİŞ egemenliğine girmesiyle “yaşam” diye bir şeyin kalmadığını söyleyen Fırat Minbic, “Aslında ben de ailem de DAİŞ’i tanımıyorduk. Ne sevgimiz vardı onlara ne de öfkemiz. Böyle korkunç olduklarını bilmiyorduk. Ama gelir gelmez. Nasıl giyineceğimize, ne yapacağımıza, kadınların nasıl davranacağına onlar karar vermeye başladılar. Bize bir sürü kural koydular. Kadınlar tümden kapanmak, erkekler de onların istemlerine göre giyinmek zorundaydı. Sigara içmek, telefon, televizyon yasaktı. Saçlarımızı, sakallarımızı nasıl keseceğimize bile onlar karar veriyordu.

Kurallarına uymayanları şiddetli cezalar veriyorlardı. Kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesi işkenceden geçirebiliyorlardı. İnsanların meydanda kafalarını kesip ibret olsun diye herkese izletiyorlardı. Aslında diyebilirim ki ‘yaşamak’ yasaktı. İnsanlığımızdan utanıyorduk” ifadelerini kullandı.

‘BÜYÜCÜ DİYE DEDEMİN KAFASINI KESTİLER’

Fırat Minbic’in dedesi de muska yaptığı gerekçesiyle DAİŞ tarafından büyücülükle suçlamış ve kafası kesilerek idam edilmiş. Minbic, dedesinin başına gelenleri şöyle anlatıyor: “Dedem bizimle yaşıyordu. Bir gün DAİŞ evimizi bastı. Dedemi dövmeye başladılar, onun büyücü olduğunu söylediler. Daha sonra alıp götürdüler.

Dedem insanları nazardan koruması, iyi şans getirmesi için muska yapardı. Zaten hemen birçok kişinin de boynunda ya da üzerinde muska vardır. İçinde Allahın ismi ve dua yazar. Sırf böyle bir şey yaptığı için onu büyücülükle itham edip, kafasını keserek idam ettiler. Bana ‘siz kafirsiniz’ diyorlardı. Bir de kendilerine Müslüman diyorlardı.”

‘NE KENDİMİ NE DE AİLEMİ KORUYABİLDİM’

DAİŞ işgali sürecinde kendisine en ağır gelen olaylardan birinin de gözleri önünde DAİŞ çeteleri tarafından eşinin dövülmesi olduğunu dile getiren Fırat Minbic, “Ben 2013 yılında, 16 yaşındayken evlendim. Ama DAİŞ sürecinde gerçekten evli olduğuma pişman oldum. Evlenmiştim ama eşimi, ailemi koruyacak gücüm yoktu.

Bir gün yine evimizi bastılar. Sokakta çarşafı biraz kaymış diye eşimi gözümün önünde dövdüler. Ben hiçbir şey yapamadım. Çünkü karşı çıkmam durumunda ikimizi de öldürürlerdi. Daha sonra beni de sigara içtiğim gerekçesiyle tutukladılar. 4 gün boyunca işkence yaptılar, kafese koydular. O süreçte gerçekten kendime de başımıza gelenlere de öfkeleniyordum” şeklinde konuştu.

‘MİNBİC’İ ÖZGÜRLEŞTİRENLERİ DE GÖREREK TANIDIK’

Minbic Askeri Meclisi ve QSD Minbic’e operasyon başlattığında onları hiç tanımamalarına rağmen sevindiklerini söyleyen Fırat Minbic, izlenimleri şöyle paylaştı: “Nasıl ki ÖSO ve DAİŞ’i yaptıklarını görerek tanıdıksa, Minbic Askeri Meclisi savaşçılarını ve QSD güçlerini de yaptıklarını görerek tanıdık. Daha şehir özgürleştirilirken bir yandan DAİŞ’le savaştıklarını diğer yandan halkı kurtarıp arabalarla savaş alanından çıkardıklarını gördük. Biz DAİŞ’in denetimindeki alanlardayken, QSD güçleri sivillere zarar gelmesin diye bir mermi bile atmadı. Oradan çıkıp QSD tarafına ulaştığımızda, DAİŞ binlerce sivilin olduğunu bilmesine rağmen üzerimize havan topları atıyordu. Bizi kurtardıktan sonra da incitmediler, korudular. Halka karşı çok saygılılardı. Egemenlik altına almaya, öldürmeye gelmemişlerdi. Her konuda bizi dikkate alıyorlardı.”

‘YENİDEN İNSAN OLDUĞUMU HİSSEDİYORUM’

Fırat Minbic, çok etkilendiği Minbic Askeri Meclisi’ne 5 ay önce katılmış. Minbic, son olarak şunları söyledi: “Benim gibi binlerce kişi Minbic Askeri Meclisi savaşçılarının ve QSD’nin yaklaşımlarından etkilenerek katıldı. Onların gerçekten bizden yani halktan taraf olduklarını, biz olduklarını gördüm. Şimdi yeniden insan olduğumu hissediyorum. Psikolojim daha rahat çünkü artık kendimi, ailemi, halkımı savunabiliyorum. Hem birlikte savaştığım arkadaşlarımdan hem ailemden hem de toplumumdan saygı görüyorum. Ve bundan da vazgeçmek istemiyorum. O yüzden ÖSO, DAİŞ veya Türk devleti her kim olursa olsun artık hiçbir gücün şehrimizi işgal ederek yaşamımızı cehenneme çevirmesini kabul etmiyorum. Bu amaç için canımı vermeye de hazırım.”