Temelli: İmralı'da eşi görülmemiş büyük bir işkence var

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, "25 yıldır İmralı Cezaevinde Sayın Öcalan’a yönelik uygulanan tecrit dünyada eşi benzeri görülmemiş en büyük işkencedir" dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Temelli'nin konuşmasının öne çıkan bölümleri şöyle:

"Öncelikle Bolivya’daki darbe girişimine karşı seçilmiş hükümetin yanında olduğumuzu ben de bir kez daha buradan dile getirmek istiyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun tüm darbelere karşıyız ve darbelere karşı olan duruşumuzu ortaya koymaya devam edeceğiz. İktidardan da bir açıklama geldi. Darbeye karşı olduklarını dile getirdiler. Ömer Çelik’in açıklamasında bunu duyduk. Bu samimiyetsiz açıklamayı da bir kez daha ben dile getirmek istiyorum. Madem darbelere karşısınız Hakkari'de kayyumun ne işi var? Kayyum bir darbe pratiğidir.

İMRALI İŞKENCESİ

Bildiğiniz gibi Dünya İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Günündeyiz. Maalesef hala Türkiye’de işkence var. Özellikle cezaevlerinde işkence var. Cezaevlerine çok ciddi boyutta hak ihlalleri söz konusu. Bu konuda herhangi bir adım atılmadığını, herhangi bir iyileştirmenin yaşanmadığını çok iyi biliyoruz. Adalet Bakanlığı ile yaptığımız görüşmelerde bu konuyu defalarca gündeme getirmemizi rağmen Adalet Bakanlığı kulaklarını tıkamış durumda. Cezaevlerinde işkence var. Hasta mahpuslar ve yaşlı tutsaklar var. Bunlara yönelik var olan uygulamalar adeta bir işkence.

Türkiye’deki bu işkence uygulamalarının esas kaynağı kuşkusuz tecrittir. 25 yıldır İmralı Cezaevinde Sayın Öcalan’a yönelik uygulanan tecrit dünyada eşi benzeri görülmemiş en büyük işkencedir. Bu işkence sürüyor. Biz Adalet Bakanlığına tecrit sürüyor dediğimizde tecrit yok diyorlar. Oysa 40 aydır mutlak tecrit ile karşı karşıyayız. Tam bir iletişimsizlik söz konusu. Tek bir haber dahi alınamıyor. Sağlık durumu konusunda da kaygılarımız giderek artıyor. Dolayısıyla işkence vardır bu ülkede ve işkenceyi sonlandırmanın yolu İmralı’dan geçmektedir.

GASBA KARŞI MİTİNG

Emek ve Demokrasi Güçlerinin 29 Haziran’da saat 19:00’da Kartal’da yapacağı miting için ben de buradan bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum. Tüm halkımızı, tüm demokrat, sol ve sosyalist kesimleri bu mitingde buluşmaya, yan yana olmaya ve güçlü bir sesin Kartal’dan yükselmesini sağlamaya davet ediyorum. Evet, kayyıma karşı ses çıkarmadığınız sürece aslında bu darbenin ortağı olmuş olursunuz. Bugün Türkiye’nin çok geniş kesimleri kayyıma karşı, Hakkari kayyımına karşı tavrını ortaya koymakta ve bizimle bu konuda güçlü bir dayanışmayı sergilemektedir.

YANGIN KATLİAMI

Gündemimizde konuların başında yangın geliyor. Diyarbakır Çınar ve Mardin Mazıdağ arasındaki yaklaşık 35 bin hektarlık alanda ortaya çıkan yangın çok büyük bir felakete neden oldu. 15 insanımızı yitirdik. Onlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına başsağlığı diliyorum. 74 yaralı var. Onlara acil şifalar diliyorum. Bu kayıplar çok acı verici ama ortaya çıkan tablo çok daha vahim bir durumu bize yansıtıyor. Çok sayıda hayvan telef oldu. Bölgede 20 bin küçükbaş, bin büyükbaş hayvan söz konusu. Dolayısıyla hem ekonomik hem sosyal olarak vahim bir durum karşımızda. Bu durumla baş etmek için bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi ve buna yönelik adımlar atılması gerektiğini dile getirdik. Buna karşı iktidardan ne açıklama geldi? İktidar yalan söylemeye devam ediyor, anız yakma sonucu bu yangının yaşandığını dile getiriyor. Bunun böyle olmadığı bütün gerçekliğiyle ortadayken hala bu yalanda ısrar ediyorlar. Bu yöntemle 22 yıldır ayakta duruyorlar: Yalan söyleyin, daha büyük yalan söyleyin, daha daha büyük yalan söyleyin ve böylece yalanlar gerçek olur.

Bilirkişi, itfaiye, STK ve platformların raporlarında yangının yegane nedeni elektrik nakil hatları.

Erdoğan DEDAŞ’ın suçlarını örtbas etmeye çalıştı ancak gerçeklik ortada.

EKONOMİK ÇÖKÜŞ

Temmuz ayı geldiğinde yeniden Türkiye’deki asgari ücret ve emekli maaşlarının ne olacağı konusu tartışmaya açılır. Fakat bunca yoksullaşma olmasına rağmen Meclis’te bu konuda bir iyileştirmeye yönelik herhangi bir gündem yok, herhangi bir adım atılmadı. Bırakın adım atmayı, asgari ücret konusunda hiçbir iyileşmenin olmayacağı yönünde açıklamalar yapıldı. Bakanın son açıklamasını duyduk; asgari ücrette herhangi bir artışa gitmeyeceklerini, hatta mevcut maaş zamları konusunda bir refah payının söz konusu olmayacağını dile getirdi. Bildiğiniz gibi Türkiye’de bugün 16 milyon emekli var, bunların 4 milyonu kök emekli maaşı alıyor. Sadece bu 4 milyon insana enflasyon oranında zam yapsanız bile aldıkları maaş 10 bin lirayı geçmeyecek, geçse de 100-200 lira geçecek. Yani bu dört milyon emekli 10 bin lira maaş almaya devam edecek ve giderek yoksullaşan bu insanlar artık önümüzdeki günlerde çok ciddi mağduriyete maruz kalacaklar. Tabii sadece bu dört milyondan bahsetmiyoruz. 16 milyon emeklinin 9 milyonu açlık sınırını altında maaş alıyor. Ortalama emekli maaşları 13 bin lira civarında. Ortaya çıkan tabloya baktığımızda aslında Türkiye nüfusunun neredeyse yüzde 10’u açlık sınırını yarısında bir gelire mahkum edilmiş durumda.

Refahın yarattığı payı Saray’a, sermaye ve savaşa aktardınız.

Türkiye’de bugün açlık sınırı 20 bin lira. Türkiye’de bugün yoksulluk sınırı 64 bin liraya yükselmiş durumda.

En düşük asgari ücret ve emekli aylığı 32 bin lira olmalı.

NATO, kaynaklarının yüzde 2’sini savaşa aktardığı için Türkiye’yi tebrik etti.

Nasıl ki kayyuma karşı çıkıyoruz, bu yoksulluk bütçelerine de karşı çıkmaya devam edeceğiz

Bu ekonomik krizin çözümü de siyasi krizlerin çözümünden, Kürt meselesinin çözümünden geçmektedir, emekçilerin ve toplumun beklentilerini karşılayacak anlayıştan geçmektedir."