‘Yeni anayasa için kurucu meclis şarttır’

Yeni bir anayasayı hazırlamak için bir kurucu meclisin şart olduğunu belirten KÖZ Temsilcisi, bunun da her türlü yasak, kısıtlama ve barajdan uzak seçimlerle oluşturulabileceğini söyledi.

KÖZ Temsilcisi, Türkiye’nin tedricen, parlamenter yollarla demokratikleşmesinin mümkün olmadığını, yüz yıllık gerici cumhuriyetin vaat edemediği demokrasinin yolunun da ancak onun yıkılmasından geçtiğini ifade etti.

ANF’ye konuşan KÖZ Temsilcisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin katliam ve talan üzerine kurulduğunu; kurucu kadroların önemli bir bölümünün 1915’teki Ermeni Katliamı’nda aktif rol üstlendiğini belirterek, “Yüzyılın başında Anadolu’nun nüfusunun dörtte birini oluşturan gayrimüslimler sözde ‘Kurtuluş Savaşı’nın ertesinde nüfusun sadece yüzde birini oluşturmaktaydı. Yurtlarını terk eden gayrimüslimlerin malları ve toprakları ise doğmakta olan Türk burjuvazisinin servet kaynağı oldu” dedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinde Kürtlerin inkarı olduğunu ve Kurdistan’ın en büyük parçasını yuttuğunu; Kürtler diye ayrı bir ulusun varlığını hiçbir zaman kabul etmediğini kaydeden KÖZ Temsilcisi, “Türkiye Cumhuriyeti işçilerin, emekçilerin ve ezilen ulusların esareti üzerinde yükseldi. Bu cumhuriyeti temellerinden yıkarak tarih sahnesinden silip yepyeni bir işçi-emekçi cumhuriyeti kurma görevimiz var” diye konuştu.

DEVLETİN ÇİZDİĞİ SINIRLARIN DIŞINA ÇIKILAMIYOR

Türkiye’de sol içerisinde özellikle Kürtlere ve Ermenilere yönelik ayrımcı bakış açısının temelinde iktidar ve devlet meselesine bakışın olduğunu söyleyen KÖZ Temsilcisi, şöyle devam etti: “İktidara talip değil, onu ehlileştirmeye çalışan bir sol görmekteyiz. Hal böyle olunca da Kurdistan sorunu başta olmak üzere pek çok meseleye bakış da Türkiye Cumhuriyeti devletinin çizdiği sınırlar içerisinde kalmak durumunda. Kurdistan sorunundan bahsetmeyen, ezilenlerin kanıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti yıkılmadan en ufak bir demokratik kazanımın dahi sağlanamayacağını tok bir şekilde ortaya koymadan üretilen her türlü siyaset, zaten emekçi ve ezilenlerin sorunlarını ıskalamaya, onların çözümünü düzen güçlerine havale etmeye yol açmaktadır.”

Halen Türkiye Komünist Partisi’nin gerisinde kalan, 71-72 kopuşu gibi bir istisna dışında ise hepten sınıf işbirliği içerisinde bulunan bir solun varlığına işaret eden KÖZ Temsilcisi, bugün özelinde bu sınıf iş birlikçi tutumun iyice ayyuka çıktığını ve lafta olan bağımsızlık iddialarının dahi 2023 seçimleri süresince yutulduğunu söyledi.

YENİ BİR KURUCU MECLİS İHTİYACI VAR

Türkiye’de demokratik cumhuriyetin karşısına çıkan ilk sorunun demokratik bir anayasa yazma sorunu olduğunu belirten KÖZ Temsilcisi, şunları ifade etti: “12 Eylül rejimi ve onun anayasası yürürlükteyken en asgari anlamda dahi bir demokrasiden söz etmek için evvela bu anayasadan kurtulmak gerekir. 12 Eylül Anayasası’na sadakat yeminiyle göreve başlamış bir meclis, ne rejimi değiştirebilir ne de yeni bir anayasa yapabilir. Yeni bir anayasayı hazırlamak için eski rejimin kısıtlamalarına bağlı olmayarak çalışan bir meclisin varlığı şarttır. Böyle bir kurucu meclis elbette HDP’nin on binlerce üyesinin tutuklu olduğu, her türlü sokak eyleminin TOMA’larla dağıtıldığı, burjuva muhalefetin içinde bulunan kimi unsurların dahi iç savaşta hükümetin saldırılarından bir hayli nasibini aldığı koşullar altında oluşturulamaz. Ancak ve ancak her türlü yasaktan, kısıtlamadan ve barajdan uzak bir şekilde gerçekleşen seçimlerle oluşturulabilir. Türkiye’nin tedricen, parlamenter yollarla demokratikleşmesi mümkün olmadığı gibi zayıflayan hükümet karşısında demokrasi mücadelesi verenlerin hükümete karşı burjuvaziden bağımsız bir hatta kitleleri seferber etmesi, yüz yıllık gerici cumhuriyetin vaat edemediği demokrasinin yolunun ancak onun yıkılmasından geçtiğini göstermesi gerekir.”