Fidan Ataselim: Bu 25 Kasım daha da önem kazandı!

KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, yeni anayasa adı altında iktidarın ülkeyi siyasal İslam’ın hegemonyası altına almak istediğine işaret ederek, bu 25 Kasım’ın daha da önem kazandığını ve bu gidişatı hep birlikte durduracaklarını vurguladı.

İktidarın kurduğu gerici ve despotik ittifakla kadınların kazanılmış hakları Türkiye’de hiç olmadığı kadar kıskaç altında. Tek adam kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede feshedilmesi sonrasında, 6284 Sayılı Kanun’a ve nafaka hakkına göz dikilmesi, geliyorum diyen tehlikenin işaret fişekleri. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü böyle bir atmosferde karşılamaya hazırlanan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, gidişatı ANF’ye değerlendirdi.

‘HERKESİN HAYATI TAHAKKÜM TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA’

Fidan Ataselim, 25 Kasım’ın hem erkek egemen topluma hem de devlet kesimlerine, diktatörlüğe, otoriter rejimlere karşı yürütülen kadın mücadelesinin tarihi olduğunu hatırlattı. Bugün bu topraklarda tam da bu yobaz ve otoriter gidişata karşı mücadele verdiklerini kaydeden Fidan Ataselim, bu açıdan bu yıl 25 Kasım’ı daha büyük bir önemle karşıladıklarını ifade ederek “Anayasal işleyişi rafa kaldırmak anlamına gelen açıklamalarda bulunuyor yetkililer. En son Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay kararında çıkan kriz bunun açık örneğiydi. AYM’nin kararlarının kesinliği gibi tartışmaya kapalı olan bir meseleyi tartışmaya açtılar. Neredeyse anayasayı kaldıracak ve sultanlık, halifelik, emirlik gibi çok eski çağlardan kalma rejimleri ilan edecekler” dedi.

‘DİKTATÖRLÜĞE ANAYASAL ÇERÇEVE ARIYORLAR’

AKP-MHP iktidarının seçimden önce anayasanın 2. maddesinde değişiklik önerisi getirmesinin bu gidişatın habercisi olduğunu belirten Fidan Ataselim, “Bunlardan biri ‘başörtüsünü güvence altına alacağız’ bahanesiyle laiklik ilkesinin ihlali anlamına gelecek bir öneriydi. Diğeri de aile ile ilgili bir düzenlemeyi anayasaya yerleştirerek aslında erkeğin çok eşliliğinin önünü açabilecek ve hayatımızı sınırlayacak bir öneri anlamına geliyordu. Şimdi de sivil anayasa diye anlattıkları ama aslında hiç sivil olmayan, tam tersine bir tür otoriterliğe, diktatörlüğe, bir sürü dinsel baskıya anayasal çerçeve arıyorlar” uyarısında bulundu.

‘GÜÇLÜ REFLEKS GÖSTEREBİLSEYDİK BUGÜNLERE GELMEZDİK!’

Bu tehlikeli gidişatın adım adım geldiğini ifade eden Fidan Ataselim, ”İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede imza çekildi. Fakat Danıştay da yaptığımız başvuruları reddederek cumhurbaşkanının kararını onadı. Yetkililerin anayasal ihlallerden bahsederken, ‘Bir kere ihlal olsa ne olur ki’ sözlerini hep duyduk. Bunu Ensar Vakfı’nda çocuk istismarında da duyduk. Böyle diye diye anayasal ihlaller biri, ikiyi, üçü geçti. Eğer buralarda güçlü bir refleks gösterebilseydik belki bugünlere gelmezdik” dedi.

‘İKTİDAR ÜLKEYİ SİYASAL İSLAM HEGEMONYASI ALTINA ALMAK İSTİYOR’

İktidarın bu ülkeyi siyasal İslam hegemonyası altına almak istediğini belirten KCDP Genel Sekreteri, tarikat liderlerinin sözlerinin daha da fazla duyulduğuna, bu söylemlerin meclis çatısı altında dahi rahatça dile getirildiğine işaret etti. Yeniden Refah Partisi’nden bir milletvekilinin, “6284’ü ayıklayacağız. Kadınları korumak için yasalara ihtiyaç yok” sözünü hatırlatan Fidan Ataselim, “Tüm kazanılmış haklarımızı elimizden almaya çalışıyorlar. Sadece 6284’e değil, nafaka hakkımıza da göz diktiler. Bu ülkede her gün kadınlar öldürülüyor, erkekler bu cesareti kendinde buluyor ama bu alanda en yetkili makam olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı göreve ilk geldiğinde, ‘Nafaka erkekleri mağdur ediyor’ diye açıklama yapabiliyor” diye anımsattı.

‘BU GİDİŞATI BİRLİKTE DURDURACAĞIZ!’

Bu saldırılara karşı kadınların sadece kendi alanlarında değil, artık kendi görüşlerine yakın bir siyasi partide de örgütlenmesi gerektiğini belirten Fidan Ataselim, çünkü kadınların ancak her alanda özne olarak kendilerini ortaya koyabildiğinde bir basınç yaratabileceğini ifade etti.

Fidan Ataselim, kadın düşmanı yasalara geçit vermemek için mücadeleyi daha da yükseltecekleri bir 25 Kasım’a doğru gidildiğini vurgulayarak, farkındalıkla bu gidişatı hep birlikte durduracaklarını kaydetti.