GÖRÜNTÜLÜ

Siyasi ve sivil toplum örgütü temsilcileri: Tecrit sürdükçe çözümsüzlük sürecektir

Siyasi parti ve sivil toplum temsilcileri, Tecrit konusu kesinlikle Kürt meselesiyle bağlantılı olduğunu belirterek, Tecrit sürdükçe sorunun çözümsüzlüğü de süreceğini belirttiler.

KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ

İnsan Hakları Derneği (İHD) Şubesi, Helebçe Katliamı'nın 36'ncı yıl dönümünde Amed'de bulunan bir otelde 'Kürt Meselesinin Çözümü ve Barış Konferansı' düzenledi. İki gün süren konferansa, siyasiler, aydın, yazar, insan hakları savunucuları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve gazeteciler katıldı. Konferansta, Kürt meselesine dair demokratik çözüm ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılmasına yönelik çağrı yapıldı.

Konferansa katılan siyasi ve sivil toplum örgütleri temsilcileri, Kürt sorunu ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecride ilişkin ANF'ye değerlendirmede bulundu.

KÜRT MESELESİ ULUSLARARASI BİR SORUN HALİNE GELDİ

Kürt sorununa ilişkin demokratik bir çözüm arayış doğrultusunda bir araya geldiklerini ifade eden İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şube Başkanı Ercan Yılmaz, "Biz burada yaklaşık yüz yıldır çözülemeyen Kürt meselesinin demokratik yol ve yöntemlerle, temel hak ve özgürlüklere saygı duyacak bir çerçevede çözümünü hedefliyoruz. Bununla ilgili dernek olarak birçok çalışmamız var. Ortak paydamız Kürt sorununun demokratik yollarla çözümüdür. Bu durum sadece Türkiye ile sınırlı değildir. Kürt meselesi, artık uluslararası bir mesele haline geldi. Dört ülke içinde yaşayan Kürtlerin neredeyse tamamında Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerine karşı bir inkâr söz ve baskı söz konusu. Bunu engellemek ve çözüm üretmek için tartışıyoruz. Umarım meselenin çözümüne katkı sağlar" diye konuştu.

TECRİT SÜRDÜKÇE SORUN DEVAM EDECEKTİR

Kürt meselesinin Türkiye'nin en büyük sorunu olduğunu belirten DEM Parti Amed Milletvekili Cengiz Çandar, "Kürt sorununun çözümsüzlüğü çok ağır sonuçlar getiriyor. Maalesef bugüne kadar gereken adımlar atılmadı. Tecrit konusu kesinlikle Kürt meselesiyle birebir ilişkilidir. Türkiye'de bu sorunu çözümsüz bırakan güçler için çözümsüzlüğü simgeliyor. Tecrit sürdükçe sorunun çözümsüzlüğü de sürecektir. O yüzden tecridin kalkması bir anda da Kürt sorununa dair çözüm umudunun artması anlamına geliyor. Bu ilişkiyi görerek yaklaşılırsa Kürt sorununun çözümü mücadelesi ve demokratikleşme mücadelesi, bir anlamda tecridin kalkmasıyla ilişkilendirilmiş oluyor. Bu konuda partimiz olarak 'Büyük Özgürlük Yürüyüşü'nden' tutun çeşitli kampanyalar yürüttük. 31 Mart seçimlerinden sonra bu konuyu daha güçlü bir şekilde gündeme taşıyacağız" ifadesine yer verdi.

BARIŞ VE ÇÖZÜMDE ISRARLIYIZ

Kürt sorununun çözümüne dair demokratik yolların bir an önce açılması gerektiğine dikkat çeken Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Amed Temsilcisi Murat Aba, "Asıl meselemiz, sorunu çözüm odaklı çalışarak kanın durdurulmasını engellemektir. Kürt sorununda eninde sonunda bir barış olmak zorunda. Kürtlerin hak talepleri var ve bunlara yönelik diyalog ortamının gelişmesi gerekiyor. Maalesef görüyoruz, Türkiye hükümeti Rojava’ya yönelik operasyonlarını artırıyor ama biz buradan ne olursa olsun yaşam hakkının olduğunu hatırlayacağız. Bizler burada Kürt sorununa dair temel meseleleri konuşup, uluslararası deneyimlerde barışın inşa sürecine ilişkin deneyim aktarımında bulunuyoruz. Barışa giden yol elbette çok zor olacak ama bizim barış dışında başka bir alternatifimiz yok. Kan akmamasını istiyoruz. Bizler buradan barışı istediğimize dair sesimizi daha güçlü bir şekilde duyurmaya çalışacağız. Çünkü barış hepimizin ihtiyacıdır" şeklinde konuştu.

ABDULLAH ÖCALAN’IN DEDİKLERİ YAPILMADIKÇA YANLIŞLAR YAPILIYOR

Tecrit ve Kürt sorununun birbiriyle ilişkili olduğunu belirten Yazar Celalettin Can, "Önceki çözüm sürecini gündeme getiren ve onu yönlendiren Sayın Öcalan'ın kendisiydi. Her konuya çok hakim ve çok zekice tespitler yapıyordu. O süreçte maalesef Sayın Öcalan'ın dedikleri yapılmadıkça yanlışlar yapılıyordu. Olaylara tanık olan biriyim. Çözümü maalesef hükümet engelledi. Sayın Öcalan'ın çözüm odaklı ve muhatap olma kimliği hükümeti rahatsız etti. Sayın Öcalan, her şeyi çok doğru ve iyi yönlendirdi. Eğer bir barış süreci tekrar başlarsa en büyük muhatap Sayın Abdullah Öcalan'ın kendisidir. İçimizde en tecrübeli ve en doğru düşünen tek kişi Sayın Öcalan'dır" dedi.