Geri gönderme merkezleri işkencehaneye döndü

Türkiye'deki Geri Gönderme Merkezleri, son dönemde işkence ve kötü muamele ile adından sıklıkla söz ettirir oldu. Göçmenler, görevliler tarafından işkenceye maruz bırakılıyor, hakları gasp ediliyor.

Türkiye’de AKP iktidarının göçmenlere yönelik ırkçı ve ayrımcı politikaları, sadece sokakta değil, göçmenlerin sınır dışı edilmeden ya da cezaevlerine gönderilmeden önce tutulduğu Geri Gönderme Merkezlerinde (GGM) de devam ediyor. GGM’ler birer işkence evlerine dönüşmüş durumda.

Türk İçişleri Bakanlığı'nın 2021 yılında açıkladığı verilere göre, Türkiye genelinde 30 GGM bulunuyor. Bunların kapasitesi ise 20 bini geçmiş durumda. Özellikle seçimlerden sonra göçmenlere yönelik artan polis operasyonları sonrası adından sıklıkla söz ettiren GGM’lerde çok sayıda hak ihlali ve işkence yaşanıyor.

Temizlik ve hijyenin olmadığı, insanların üst üste yatmak zorunda bırakıldığı, sağlıklı gıdaya ve iletişim haklarına erişilemediği GGM’lerde işkencenin boyutları ise her geçen gün artıyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bulunan bir GGM’de yaşadığı baskıya dayanamayan bir göçmen, intihar etti. Başka bir GGM’de ise hamile bir kadın temiz olmayan bir ortamda beton zeminde doğum yapmak zorunda kaldı.

Uzun süre GGM’lerde kalan Afrikalı bir göçmen olan G. ile GGM’lerin durumlarını, yaşadıklarını konuştuk. Güvenlik sebebiyle isminin açıklanmasını ve fotoğrafının çekilmesini istemeyen G. yaşadıklarını ANF’ye anlattı.

'İŞKENCE GÖZALTINA ALINDIĞINDA BAŞLADI'

2019 yılında kaçak yollarla Türkiye’ye giren G., bir süre kaçak yaşayıp çalışmak zorunda kalırken, 2021 yılında otobüste yapılan kimlik kontrolü sırasında polis tarafından gözaltına alındı. Gözaltı arasında 15 kişilik göçmenin olduğunu söyleyen G., kendisiyle beraber 3 Afrikalı göçmenin olduğunu, diğerlerinin ise Türkmen, Afgan ve Pakistanlı olduğu söyledi. Gözaltı aracının içinin çok sıcak olduğunu, nefes almakta zorlandığını belirten G., gözaltındaki diğer göçmenlerle birlikte saatler süren bir yolculuk sonrası Tuzla’da bulunan GGM’ye getirildiklerini söyledi.

GGM’de bir ay kaldığını belirten G, orada yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Bir sürü şey yaşadım. Tuvaletleri, her yeri bize temizletiyorlardı. Yemekler çok kötü ve pisti, eğer yemezsek aynı yemekleri yiyene kadar günlerce veriyorlardı. İçerisi çok sıcaktı ve su içmek yasaktı. Yalnızca öğün başına yemekhanede bir küçük plastik paket su alabiliyorduk. Telefonla birini aramak istediğinde bunu her zaman yapamıyorsun; eğer arama yapma zamanındaysan arama kartına sahip olman lazım. Bu kartı ise İstanbul’dan bir tanıdık aracılığıyla getirmen gerekiyor. Senin için alması ve göndermesi lazım. Kartın da genellikle 5 dakika konuşma süresi oluyor. Dışarıdaki ailenle veya dostlarında iletişimin önündeki engeller de bunlardı.”

'YANLIŞLIKLA BİZE DOKUNUNCA KENDİLERİNİ SİLİYORLAR'

G., görevlilerin kendilerine yönelik ırkçı yaklaşımlara dair ise şunları aktardı: “Güvenlikler ve yemekhane görevlileri oldukça ırkçıydı. Bize dokununca ellerini siliyorlardı. Temiz olmamıza rağmen yakınlaşınca bazen burunlarını kapatıyorlardı. Yemekhane görevlisi, yemek vermeden önce mutlaka bize bakar, ten rengimize göre daha az yemek verebiliyordu. Bunlara şahit olduk.”

Görevlilerin özellikle Afgan göçmenlere işkence yaptığını söyleyen G., diğer göçmenlere de bağırdıklarını, psikolojik olarak işkencenin ise had safhada olduğunu söyledi. G., “Güvenlikler özellikle Afganlara çok korkunç şiddet uyguluyorlardı. Onun haricinde herkesle konuşurken anlamsız şekilde sürekli bağırıyorlardı. Birçok kişiyi kamera açısının dışına çıkarıp sebepsizce dövdüler. Benim avukatım olduğu için bana dokunmuyorlardı ancak herkese şiddet uyguluyorlar ve sürekli bağırıyorlardı. Bazılarını başka katlara götürdüler ve onlar her tarafı yaralı şekilde döndü. Bir Afrikalı uğradığı şiddet yüzünden kan kusuyordu; bunu gördüm. Bazı göçmen arkadaşlar artık kendilerini öldürmek istiyordu” dedi.

'SOKAKTA DA IRKÇI SALDIRILARA MARUZ KALIYORUZ'

Türkiye’de yaşadıkları ırkçı saldırı ve baskıların sadece GGM’lerde olmadığını anlatan G., sokaktaki şiddete dair şunları paylaştı: “Normal hayatta da bazı insanlar göçmen olduğumuz için kötü davranıyor, hakaret ediyorlar. Bazı insanlardan ise bu muameleyi görmüyoruz. Kişiye göre değişiyor. Mesela yalnızca bugün bu türden iki hadiseyle karşılaştım. Otobüste bir adam geldi ve 'ülkenize dönün, burada ne yapıyorsunuz' diye bağırmaya başladı. Ülkemdeki durumun ne olduğu hakkında veya bizim neden orayı terk etmek zorunda kaldığımız hakkında bir fikri yok. Aynı şekilde yine bugün bir hastaneye gittim; bir belge almak için doktoru görmem gerekiyordu. Görevli, beni doktorun odasına yönlendirdi. Tam odaya girecekken başka bir görevli beni gördü ve telaşa kapıldı. Bağırarak güvenliği çağırdı. Hiçbir sebep yokken yeniden durumu güvenliğe açıklamak zorunda kaldım. Bunun gibi birçok örnekle normal hayatta da karşılaşıyoruz.”