GÖRÜNTÜLÜ

‘Önderlik felsefesi barışa odaklı’

Halep Önderlik Komitesi Sözcüsü Emnê Xidro: Önderliğin felsefesi temelinde gelişen demokratik ulus projesi toplumu, halkların birliği temelinde gelişecek bir barışa odaklandırdı.

HALEP ÖNDERLİK KOMİTESİ SÖZCÜSÜ

Halep Önderlik Komitesi Sözcüsü Emnê Xidro, “İlk süreçlerde sadece Önderliği Kürtler sahipleniyordu belki ama bugün gelinen aşamada tüm dünya sahipleniyor. Önderliği artık sadece bir kişi olarak tanımlayamayız. Önderlik tek bir halka mensup olmayı da aştı. Dünyanın da Önderliğe borcu var” dedi.

Halep Önderlik Komitesi Sözcüsü Emnê Xidro, ANF’nin sorularını yanıtladı.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için 10 Ekim 2023’te dünya çapında başlatılan hamlenin ikinci aşaması devam ediyor. Hamle kapsamında Halep’te nasıl çalışmalar yürütüldü?

Önderliğin fiziki özgürlüğü hamlesinin Şêxmeqsûd boyutu oldukça güçlü başladı. Buradaki insanların zaten Önderliğe ve Önderlik fikirlerine karşı sevgisi ve bağlılığı çok büyük. Önderliğin Halep’e çok büyük katkıları var. Buradaki halkların büyük bölümü Önderliği yakından tanıyor. Arap, Kürt, Süryani, Asuri halklar, yine buradaki partiler tanıyor. Manevi olarak zaten Önderliğe büyük bir bağlılıkları var ve hamleyi çok güçlü karşıladılar. Başta Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde imza kampanyası ile hamle başladı. Sonrasında Halep’in diğer şehirlerinde de yayıldı. Sonrasında hashtaq başlattık ve bu çalışmamız internet üzeri olduğu için çok daha geniş kitlelere ulaştı. Ortadoğu’da, birçok Arap devletinde ve Avrupa’dan yoğun katılım oldu. Yine gençlik ve kadınların öncülük ettiği kitlesel yürüyüşler oldu. Buradaki halk, Önderlik için yapılan çalışmalara zaten sorgusuz sualsiz katılıyor. Arap, Kürt, Süryan, Ermeni tüm halklar büyük bir coşkuyla katılıyor. Bu nedenle de Halep’te yapılan kitlesel yürüyüşler her zaman görkemli geçiyor. Özellikle kadın katılımları çok yoğun oluyor. Bunun yanı sıra ideolojik çalışmalar yapıldı. Önderliğin kitaplarını okuma kampanyaları oldu, çadır eylemleri yapıldı. Özellikle kitap okuma çalışmalarımız sadece okuyarak geçmedi. Okumalarla birlikte güçlü tartışmalar gelişti. Önderliğin Şêxmeqsûd’a kazandırdıkları tartışıldı. Yani burada gelişen birçok şeyin Önderliğin fikir ve felsefesi dahilinde gerçekleşmiş olması, bu kazanımların gençlere, kadınlara ve genel olarak topluma kazandırdıkları tartışıldı. Gençliğin öncülüğünde festivaller yapıldı. Elbette bu festivallere katılım sadece gençler boyutunda kalmadı, gençlik üstlendi ama toplumun tüm kesimlerinden ve Halep’in diğer şehirlerinden de katılımlar oldu. Bu da hamleye daha farklı bir boyut kazandırdı. Hamle Şêxmeqsûd’da devam ediyor. Hemen hemen her gün bir etkinlik yapılıyor. Bu sürekliliğin devam etmesi için herkes üzerine düşeni yapıyor. Bu çalışmalar günlük, haftalık ve aylık planlamalar kapsamında gelişiyor. 

Kuzey ve Doğu Suriye kapsamında da bizim çok çalışmalarımız oldu. Önderlik Komitesi olarak, bizim ayrıca gerek Avrupa’da olsun gerek Arap ülkelerinde olsun ilişkilerimiz var. Yine siyasi, diplomatik boyutta çalışmalarımız var. Her kesime ulaşmaya ve ilişki geliştirmeye çalışıyoruz. Siyasi partilerle görüşmelerimiz oldu, ziyaretlerimiz oldu. Hamlenin boyutlarını anlattık onlara, Önderliğin kitaplarını hediye ettik. Rojava’daki hemen hemen tüm siyasi partiler bu hamleyi destekledi, birçoğu katılım sağladı. Avrupa’nın birçok meclisine mektuplar gönderdik. Onları tecride karşı tavır almaları için davet ettik. Yine tarihe karşı kendi sorumluluklarını bilmeleri ve üstlenmelerini istedik. Yapılan tecridin normal olmadığını ve buna karşı tavır alınması gerektiğini belirttik. İlişkilerimiz hala devam ediyor. Gerek dünya çapında gerek Ortadoğu düzeyinde Önderliğin fikir ve felsefesini tanıtmak, Önderliğin kadına, gençliğe, topluma, Ortadoğu ve dünya sorunlarına yönelik fikir ve çözümlerini onlara anlattıkça ve onlar bunu tanıdıkça daha çok benimsiyor ve destekliyorlar.  

Rojava Devrimi, kendisini demokratik ulus projesi üzerinde inşa ediyor, bu projenin Önderlik felsefesinin temelini oluşturduğunu biliyoruz. Önderlik fikirleri ve felsefesinin özellikle Kuzey ve Doğu Suriye ve genel olarak tüm halklar üzerindeki etkisini neye bağlıyorsunuz?

Önderliğin fikir ve felsefesi, Suriye’de geniş bir boyuta ulaştı. Öncelikle Önderlik burada 20 yıldan fazla bir süre kaldı ve büyük emekler verdi. Yine Rojava Devrimi’yle birlikte bizim tüm çalışmalarımız Önderliğin fikir ve felsefesi temelinde gelişti. Eğer Önderliğin fikir ve felsefesi olmasaydı Suriye krizi çok daha üst boyutlarda derinleşirdi. Şimdi halkların ortak bir demokratik proje çerçevesinde birleştikleri tek yer Rojava’dır. Diğer bölgelere baktığın zaman hala yoğun çatışmaların yaşandığını görüyoruz. Şam hükümetinin denetimindeki halk çok ciddi sorunlar yaşıyor. Bu gerek günlük yaşanan çatışmalar nedeniyle olsun, gerek yaşanan maddi ve manevi sıkıntılar boyutunda olsun. Rojava’da Önderlik felsefesi temelinde geliştirilen demokratik sistem, tüm halk bileşenlerinin bir arada yaşamasını sağladı. Tüm kurumlarımızda bu sistemin geliştirilmesi ve hayata geçmesi, elbette toplumun yaşamında ve bölge istikrarında ciddi olumlu etkiler yarattı.

En önemli etkisi yaşanan savaşın farklı bir boyut kazanması oldu. Toplumu, savaşı derinleştirmeye değil, halkların birliği temelinde gelişecek bir barışa odaklandırdı. Toplum tüm bileşenlerle birlikte demokratik bir barış ortamı için mücadeleye odaklandı. Eğer bu felsefe ve anlayış olmasaydı çok daha büyük trajediler yaşanacaktı ve Suriye krizi içinden çıkılamaz bir hal alırdı. Demokratik ulusa alternatif olabilecek hiçbir proje yoktu.

Bu topraklardaki insanlar, Önderlik felsefesini ve ideolojisini tanıdıkça, kendileri için başka bir çözümün olmadığını gördü. Bu nedenle hem demokratik ulus projesi için hem de Önderliğin fiziki özgürlüğü için bu kadar mücadele ve savaş veriyorlar. Ya artık demokratik ulus projesi etrafında insanlar kenetlenecek ve Suriye sorunu çözülecek ya da Suriye sorunu giderek daha da derinleşecek. Önderlik felsefesini tanıyan insanlar bunun farkında. Bu nedenle tüm Kuzey ve Doğu Suriye’de insanlar, bu felsefe etrafında kendi işine odaklanmış durumda.

Özellikle kadınlar bu hamleye çok ilgi gösterdi. Önderlik felsefesi etrafında da daha çok kadınlar kenetlendi. Siz bunu neye bağlıyorsunuz, kadınlar neden bu kadar Önderlik ve felsefesi etrafında kenetleniyor?

13 yıllık devrim sürecinde az şeyler yaşanmadı. Çok sayıda şehitler verdik. Yine çok büyük kazanımlar da elde ettik. Kürtler, Araplar ve diğer halklar, birlikte bu süreci yaşadı, mücadele etti ve bu projeyi sahiplendi. 13 yıldır demokratik ulus projesinin mücadelesini birlikte verdiler. Bunun içinde en temel mücadele yine kadınlar üstlendi. Önderlik, felsefesiyle kadınlara özgürlüğün kapısını açtı. Kürt kadınlar öncülüğünde büyük bir direniş yaşandı. Onların bu mücadeleleri bize en temel ve güçlü zemini hazırladı. Rojava Devrimi’yle birlikte kadınların önünde çok daha büyük kapılar açıldı. Bu nedenle kadınlar daha çok Önderliğin felsefesi etrafında kenetlendi. Önderlik kadına öncelik verdi. Öncü olma misyonunu verdi. Bu anlamda devrimin öncülüğünü kadınlar üstlendi. Kadınlar siyasi boyutta, askeri boyutta çok büyük gelişmeler sağladı. Bu nedenle özellikle siyasi, askeri ve toplumsal boyutta öncü kadınlar düşmanın hedefi haline geldi. Düşman bu öncü kadınları kendisi için büyük bir tehlike olarak gördü ve bu nedenle onları  hedef seçti. Tasfiye etmek istedi. Bu 13 yıllık süre içinde çok kadın öncü arkadaşımız şehit edildi. Düşman bu şekilde kadın iradesini kırmak istedi. Düşman kadına saldırdıkça, kadın da Önderlik’ten aldığı güçle daha da güçlendi. Düşman bir kadını şehit düşürdüğünde onun yerine onlarca kadın mücadeleye katılıyor. Bugün Rojava’da yaşamın her alanında kadınlar öncülük yapıyor. İşte kadın bu gücünü ve iradesini İmralı’dan alıyor. Bu nedenle Rojava da kadınlar hiçbir zaman geri adım atmadı. Büyük fedakarlık ve iradeyle, inatla mücadele etmeye devam ettiler. Özgürlüğe doğru yürüdüler. Kendi çocuğunu şehit verdi, onun yerine iki çocuğunu daha verdi. Anneler kendi şehit çocuklarının merasimlerini zılgıtla karşılıyor. Bu gücü ve iradeyi bu kadın nereden aldı? Elbette Önderliğin fikir ve felsefesinden aldı. Bu mücadelede kadınlar hiçbir zaman geri adım atmadı ve atmayacak. Bizim büyük bir mücadelemiz var. Bu mücadelenin savaşı çok büyük veriliyor. Hedefimiz büyük. Biz kadınlar bunun farkındayız, onca birikime, Önderliğin verdiği mücadeleye ve Önderliğin arkadaşlarının dağlarda verdiği mücadeleye karşı geri adım atmayı kendimize layık görmüyoruz. 

Devrimin başından bu yana mücadelenin içinde yer alan bir kadın olarak Önderliğin demokratik ulus projesi ve Önderlik felsefesinin halklar için bu kadar büyük anlam taşımasını neye bağlıyorsunuz?

Dünya çok büyük sorunlar ve krizler yaşıyor. İnsanlar yaşanan tüm bu sorunların çözümünü Önderlik kitaplarında görüyor. Zaten Önderlik ‘benim kitaplarım nerede olursa ben de oradayım’ diyor. Şimdi birçok akademisyen arkadaşlarımız Önderlik kitaplarını okuyor ve benimsiyor. Ortadoğu’nun değişimi için Önderlik bir zemin oluşturdu. Biz bu hamle sürecinde özellikle Avrupa’daki sahiplenmeye şahit olduk. Bu durumun elbette tüm dünyada farkında ve Türk devleti de farkında. Bu nedenle her 6 ayda bir Önderliğe karşı disiplin cezaları veriyorlar. Tecridi ağırlaştırıyorlar. Türk devletinin bu yaptıklarına karşı dünyanın ve CPT’nin suskunluğunu halk da kınıyor. Zaten bir adada tutulan bir insanın ayrıca kendi ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemesi dünya hukuk kurallarına aykırıdır. Türk devleti kimin desteğiyle Önderlik üzerine bu kararları alıyor? Artık halkta tüm bunların farkında ve anlıyor. Hukuki olarak zaten Türk devletinin hakkı yoktur. Artık sadece Önderlik için Kürt halkı mücadele etmiyor. Tüm dünyada Önderlik için mücadele ediliyor. Dünya sahipleniyor. Önderlik, tüm bu kapitalist devletlerin, Türk devletinin ve CPT gibi kurumların gerçek yüzünü dünyaya gösterdi. Tüm bunlara karşı bizim gözümüzü kim açtı? Elbette Önderlik. İnsanlığın hak ve hukukunu biz sadece bu kitapları okuyarak algılamaya başladık. Biz her zaman kendimiz için halkları esas alıyoruz. Bizim halklara güvenimiz her zaman vardır. Bu sorunu çözecek olan da halktır.

Düşmanın tek hedefi bizi Önderlikten uzak tutmak. Zaten tecridin de amacı bu, ancak hiçbir zaman düşman hedefine ulaşmadı. Ulaşmayacak. Tam tersine bu hamle ile birlikte gördük ki her geçen gün Önderliğin destekçileri artıyor. Giderek daha büyük boyutlara ulaşıyor. Önderliğin fikirleri İmralı ile sınırlı kalmadı. Dünyanın her yerinde Önderliğin fikirleri okunuyor. Arap ülkelerinden, Ortadoğu’nun birçok ülkesinde, Avrupa’da okunuyor. Önderlik fikirleri akademide ve bilim insanları içinde yayılıyor. Önderliğin kitapları basılıyor ve dünyanın her yerine dağıtılıyor. İlk süreçlerde sadece Önderliği Kürtler sahipleniyordu belki ama bugün gelinen aşamada tüm dünya sahipleniyor. Önderliği artık sadece bir kişi olarak tanımlayamayız. Önderlik tek bir halka mensup olmayı da aştı, tüm dünyaya karşı büyük emekler harcadı. Dünyanın da Önderliğe borcu var. Dünyanın tüm sorunlarına karşı bu kadar büyük bir emek ve mücadele ile çözümler üreten birine karşı dünyanın da elbette sahiplenmesi ve borcunu bu mücadeleye katılarak onu sahiplenerek vermesi gerekir. Bu nedenle bu kadar çok insan sahipleniyor. Önderliğin özgürlüğü için mücadele edenler artıyor.