Temmuzda yüzde 60 zam talebi

BİRTEKSEN, iki aydır sürdürdüğü kampanya çerçevesinde 35 fabrikadan işçilerle 4 talep belirledi. Bunlardan biri de temmuz ayında ücretlere yüzde 60 zam talebi.

ENFLASYON, ASGARİ ÜCRET, BİRTEKSEN'İN KAMPANYASI

Temmuz'da asgari ücrete ara zam olmaması ve bununla birlikte artan hayat pahalılığı milyonlarca çalışanı açlık sınırının altına mahkûm ediyor. Türk Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hemen hemen her gün vergi açıklaması yaparken milyonları ilgilendiren asgari ücret zammını ise enflasyon sebebi olarak gösteriyor. BİRTEKSEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen ise, Şimşek'in asgari ücreti enflasyona gerekçe göstermesine rağmen 6 aydır ücretlere zam yapılmadığını ama buna rağmen enflasyonun arttığını söylüyor. Türkmen sendika olarak başlattıkları Temmuz’da zam kampanyasını ANF'ye anlattı.

TEKSTİLDEKİ İŞÇİ SAYISI 1 MİLYONUN ALTINA DÜŞTÜ

BİRTEKSEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, uygulanan ekonomi politikalarının tüm faturasının işçilere kesildiğini anlatırken, bunun sonuçlarından biri olarak tekstildeki istihdam daralmasına işaret etti. Türkmen şunları dile getirdi: “Biz buna bir kampanya diyoruz da normalde aslında bu, her sendikanın olağan faaliyeti olması gereken bir şey. Özellikle aylardır hükümet asgari ücrete Temmuz'da zam yapmayacağını açıklıyor ve her vesileyle de bu konudaki kararlılığını ifade ediyor. Zaten uzunca bir süredir özellikle Mehmet Şimşek programı uygulamaya geçildiğinden beri sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Enflasyonun arttığı o son birkaç yıllık süreçte işçi ve emekçiden küçük bir zengin kesime ciddi bir servet aktarımı yapıldı.

Bütün politikalar kaynakları sadece küçük bir azınlık, küçük bir patron kesiminin semirmesi üzerine inşa edilince ekonomideki darboğaz artık başka bir politika uygulamayı dayattı ve şimdi enflasyonu düşüreceğiz diye faizleri yükselttiler. Bundan dolayı da iki şey oluyor. Bir faiz artarken de düşerken de bunun faturasını işçi ödüyor, emekçiler ödüyor. Şimdi de faizlerin artmasından dolayı ciddi bir daralma yaşanıyor. Özellikle tekstil sektöründe son 1 yılda 200 bini bulan bir istihdam kaybı var. Salgın döneminden beri ilk kez tekstilde kayıtlı işçi sayısı 1 milyonun altına düştü, ki 2 yıl önce bu sayı 1 milyon 350 binlere dayanmıştı. Faaliyet yürüttüğümüz ve tekstil iş kollarının yaygın olduğu illerde çok sayıda kapanan ve üretimi azaltan yerlerin yanı sıra kitlesel işçi çıkarmaları ile ücretsiz izine çıkarılan işçi sayısında artış var…

Deniyor ki asgari ücret ve ücretler artarsa enflasyon artar. Eğer ücretler enflasyonu artırıyorsa, örneğin son 6 ayda ücretlere zam gelmedi. O zaman 6 aydır ücretler artmamışken nasıl enflasyon yüzde 60 diyorlar? Oysaki TÜİK başkanı bile enflasyon sebebinin kârlar olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. Bu enflasyonun artışının sebeplerini anlatırken, şirketlerin fiyat artışları ve aşırı kârlarına değinmek zorunda kaldı ve bunu dediği için patron örgütleri yaptıkları açıklamalarla TÜİK başkanını hedefe koydu. Kaldı ki bu TÜİK başkanı bunu gerçeği söylemek adına söylemedi ya da işçi ve emekçileri karşı bir duruşu olsun diye söylemedi. Kendi durumlarını mevcut tabloyu açıklamak için söylemek zorunda olduğu bir şeydi. Biz biliyoruz ki aynı TÜİK, yıllardır enflasyonu düşük göstererek bunun sonucunda da işçi ve memur aylıklarının, emekçi ücretlerinin de düşük tutulmasının en büyük sorumlusu.”

KONFEDERASYONLAR ETKİLİ BİR EYLEME GEÇMİYOR

Bütün bunlar yaşanırken milyonlarca üyeye sahip işçi sendikaları ve konfederasyonların etkili bir eylem ortaya koymadığını söyleyen Türkmen, şunları vurguladı: “Bütün bunlar olurken ve bunların asıl hedefi başta işçi sınıfıyken, emekçilerken onların tam da bu saldırılara karşı mücadele için kurulmuş olan örgütleri, sendikaları işçilerin talepleri etrafında bir mücadeleyi örgütlemeyi günlük olarak yürütmesi gerekiyor. Evet, Türkiye'de sendikalaşma oranı düşük, sendikaların üye sayısı, işçi sınıfının toplam sayısına oranla az ama buna rağmen bu ülkede yüz binlerce üyesi olan sendika ve konfederasyonlar var. Toplamda milyonları bulan üyesi olan üç tane konfederasyon bir araya geliyor ve ‘biz asgari ücretin güncellenmesini talep ediyoruz’ diyor. Bunu sokaktaki vatandaş da söylüyor. Asgari ücret ve işçilerin diğer ücretleri, hakları konusunda mücadeleyi örgütlemesi, bir mücadele programı ortaya koyması gereken kurumlar çıkıyor, kanaat önderi gibi açıklama yapıyor! Bu bir rezalet.

Ne yazık ki durum böyle olunca BİRTEKSEN’in yaptığı çalışma son derece mütevazı bir çalışma olarak kalıyor. Ama koca koca sendikalar -birkaç mücadeleci sendikaların bu konuda yaptığı çalışmayı bir tarafa koyarak söylüyorum- böyle açıklamalar dışında bir şey yapmazsa bizim gibi bin küsur üyesi olan, daha iki yıl önce kurulmuş, bağımsız bir sendika bunu yapar. Bu elbette bizim görevimiz ama genel ve sınıf hareketi sendikalarının durumu bakımından kötü bir tablo.”

DÖRT TEMEL TALEP BELİRLEDİK

Mehmet Türkmen son 2 ayda bu kapsamda yaptıkları çalışmalar çerçevesinde 35 fabrikadan işçilerin ortak taleplerini belirlediklerini ve bunu açıklayacaklarını dile getirerek; “Biz Antep'te kurulduk, merkezimiz Antep'te ve diğer yerlerde olanaklarımız sınırlı olmasına rağmen şu ana kadar 7-8 ilde on binlerce işçiye bildiri dağıttık. Antep (Dîlok), Malatya (Meleti), Urfa (Riha), Adana, Denizli, Trakya, İstanbul, Mersin’de servis duraklarına çıkıyoruz, sanayi bölgelerine gidiyoruz. Buralarda işçi toplantıları örgütlüyoruz. Örneğin Antep'te sadece son 2 ay içinde 250 civarı bir işçiyle biz toplantılar yaparak bu işçileri yan yana getirdik. En son yaklaşık 20-25 fabrikadan 100 işçi temsilcisinin katıldığı bir piknik örgütledik bir kurultay gibi. Ve Antep'teki Başpınar işçileriyle sürdürdüğümüz çalışmanın sonucunda bu toplantılarda işçilerin temmuz zam dönemi için taleplerini tartıştık” dedi.

Dört tane talep öne çıktı. Birincisi bütün ücretlere yüzde 60 zam. İkincisi banka promosyonlarının normalde işçilere ödenmesi gerekiyor. Ama patronlar el koyuyor buna. Bütün fabrikalarda banka promosyonları işçilere ödenmesi. Üçüncüsü iki tane maaş tutarında iki bayram ikramiyesi talebi. Dördüncü talep de vergi meselesi. Vergi dilimi diye bir şey var ve 23-25 bin bandında ücret alan işçiler bile Nisan-Mayıs ayından itibaren vergi dilimine düşüyor. Yıl sonuna kadar neredeyse 1,5-2 aylık ücretleriyle, zaten aldıkları ücretleri açlık sınırı düzeyinde ücretlerken bir de üstüne daha fazla vergi ödüyorlar. Bu vergi dilimi zulmüne son verilmesini ve vergiyi patronların ödemesi gerektiği talebi, yani patronlardan servet vergisi alınsın diye bu dört talep belirledik ve biz bu dört talebi toplamda 35 fabrikadan işçilerle yaptık, iki ay boyunca. Bu talepleri bir basın açılamasıyla hem Antep’e hem Türkiye'ye ilan edeceğiz.”