KJK: Faşizme, sömürgeciliğe ve ihanete karşı umudu ve özgürlüğü büyütelim!

19 Temmuz Rojava Devrimi’nin yıldönümünü kutlayan KJK Koordinasyonu, Kurdistan’da faşizme, sömürgeciliğe ve ihanete karşı umudu, özgürlük ve eşitlik mücadelesini daha büyütmeye, sahiplenmeye ve ortak savunmaya çağırdı.

KJK ROJAVA DEVRİMİ AÇIKLAMASI

KJK Koordinasyonu, “21. yüzyılı, savaşlar ve katliamlar yüzyılı yapmayı hedefleyen kapitalist sisteme karşı Rojava Devrimi, tüm insanlığa umut olarak, demokratik ve özgür bir yaşamın mümkün olduğunun ispatı olmuştur. Önder APO’nun Rojava halkına verdiği yirmi yıllık emeğiyle, Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü paradigması ışığında gelişen Rojava Kadın Devrimi 12. yılını tamamlayıp 13. yılına giriyor. 19 Temmuz Rojava Devrimi’nin 12. yıldönümü, başta Önder APO olmak üzere, devrime canlarından bir parçayı vermiş olan değerli analarımıza, gazilerimize, tüm kadınlara ve halklara kutlu olsun diyoruz” dedi.

KJK açıklamasında, “Arin Mirkan, Revan, Avesta Xabur, Barin, Aylan, Polat, Aqide Ana, Ebu Leyla, Ayşe Deniz, Helin İngiliz, Sorxwin Rojhilat, Jiyan ve Sosin arkadaşlar şahsında on binlere varan Rojava Devrim şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor, devrim mücadelesini büyüterek anılarına bağlı kalacağımızın sözünü veriyoruz. Yine 20 Temmuz 2015`te Bakurê Kurdistan’dan ve Türkiye`den Kobanê’ye köprü olmak için yola çıkan ve Suruç’ta DAİŞ’in bombalı saldırısı sonucu şehit düşen 33 devrimci demokrat gencimizi saygı ve minnetle anıyor, Onların özgür yaşamın inşası için çıktıkları yolu devam ettirme sözümüzü yeniliyoruz” diye belirtildi.

ROJAVA DEVRİMİ BİR KADIN DEVRİMİ OLARAK KİMLİK KAZANMIŞTIR

KJK Koordinasyonu açıklamasında şu  hususlara yer verildi:

“Ortadoğu coğrafyası tarih boyunca birlikte yaşamın mekanı ve halklar mozaiği olmuştur. İnsanlığın özü olan bu yaşam, ulus devlet gericiliğiyle alt üst edilmiş, milliyetçilikle zehirlenerek halklar birbirinin karşısına düşürülmüştür. Fakat Önder APO’nun demokratik ulus sistemi, toplumun, halkların ve insanlığın katli anlamını taşıyan bu gerici sisteme alternatif olarak ortaya çıkmış, böylece ulus devletlerin gerileme süreci başlamıştır. 

Toplumsallığın özü olan kadınlar, Önder APO`nun projesinde, kaybettirilen özlerini bulmuş ve Mezopotamya topraklarının kadim özgürlük geleneğiyle yeniden buluşmak için canla başla çalışmışlardır. Toprağına bağlılığın ve yurtseverliğin sembolü olan kadınlar, Rojava Devrimine öncülük etmiş, ağır bedeller ödemiş, özgür yaşam arayışları an be an artarak, canları pahasına devrimi geliştiren güç olmuşlardır. YPJ ve YJA Star güçlerinin direnişi, 21. yüzyılın kadın yüzyılı olduğunu kanıtlayan en güçlü direniş olmuş ve Rojava Devrimi bir Kadın Devrimi olarak kimlik kazanmıştır.

Bugün dünyada faşizm tırmandırılıyor, halklar birbirine kırdırılmaya çalışılıyorken, Rojava ve Kuzey Doğu Suriye’de halklar nasıl bir arada yaşanacağının en güzel örneğini sergiliyorlar. Devrim değerlerine saldıran, DAİŞ’in yaratıcısı ve koruyucusu AKP-MHP faşist zihniyeti, Türkiye’de ve işgal ettiği kadim topraklarda Kürtleri yok saymakta, Arap halkına saldırmakta, tüm renkleri ve farklılıkları soykırımdan geçirmektedir. Faşizmi doruğa çıkarmakta, halkları, mezhepleri, bireyleri birbirine kırdırmaktadır. Kadınların öncülüğünde Demokratik ulus modeliyle yönetilen Kuzey Doğu Suriye’de ise bunun aksine tüm halklar birlikte yaşam, birlikte yönetim, birlikte savunma yaparak faşist düzene meydan okumaktadır.

TC FAŞİZMİNE KARŞI ROJAVA DEVRİMİ’Nİ SAVUNMAK BİR GÖREVDİR

Kadınlar Rojava Devrimi’nde, savunması olmayan kadının özgürleşemeyeceği gerçeğinden hareketle YPJ ile öz savunmalarını sağlamış, yine demokratik ve özgür yaşamın örgütlülüğünü ise KONGRA STAR ile güçlendirmiştir. Ancak insanlığın kazanımı haline gelen Rojava Kadın Devrimi 12. yılında da faşist saldırıların hedefi olmaya devam etmektedir. DAİŞ bir zihniyettir ve bu zihniyet AKP-MHP faşist iktidarının beslendiği ve beslediği temel kaynaktır. Nasıl ki DAİŞ’e karşı savaş ve devrimi geliştirme sürecinde dört parça Kurdistan’dan Kürtler, Araplar, Türkmenler, Ermeniler, Süryaniler, Alman, İtalyan, Fransız, Afrika halklarından kadınlar, erkekler, çetelere ve faşizme karşı birleşik bir mücadele yürüttüyse, bugün de TC faşizmine karşı Rojava Devrimi’ni korumak ve savunmak için aynı ruhla birleşik mücadele etmek, ulusal ve enternasyonal bir görev, sorumluluktur. Kuzey ve Doğu Suriye halklarının bir bütün olarak faşizme geçit vermeyen ve savaşan halk düzeyini güçlendirip büyütmesi tarihi bir sorumluluktur.

TC faşizmi bugün Kürdistan’ın tüm parçalarında işgal ve ilhak saldırılarını yoğunlaştırmıştır. Rojava devrimini kuşatma ve tasfiye etme planları devredeyken, aynı zamanda Medya Savunma Alanları üzerinden Güney Kurdistan’ı ve Irak’ı da işgal ve ilhak saldırılarını geliştirmektedir. Bu anlamda tüm Kurdistan’ı savunmak, birleşik mücadele gücünü Rojava’da, Güney’de ve Bakur’da geliştirmek, yaygınlaştırmak çok önemlidir. Rojava Devrimi’nin 12. yılında bu devrimin ruhunu tüm Kurdistan parçalarına taşırmak, Rojava Devrimi’ni korumak ve savunmak, Güney işgaline karşı mücadeleyi büyütmek, bu anlamda dünya ezilen insanlığının, kadınların umutlarını büyütmek gerekir. Tüm yurtsever Kürtleri, devrimci ve demokrat örgütleri, bireyleri, özgürlükçü kadınları; 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu şehitlerimizin direniş ruhunu 19 Temmuz devrimi ruhuyla birleştirerek, Kurdistan’da faşizme, sömürgeciliğe ve ihanete karşı umudu, özgürlük ve eşitlik mücadelesini daha büyütmeye, sahiplenmeye ve ortak savunmaya çağırıyoruz.”