Bir direniş ozanı: Hozan Dilgeş

Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Hozan Dilgeş’i sanatçı dostları anlattı.

 

“İnsan yaşadığı yere benzer/ o yerin suyuna, o yerin toprağına benzer/ suyunda yüzen balığa/ toprağını iten çiçeğe/ dağlarının tepelerinin dumanlı eğimine” diye anlatmış şair Edip Cansever.

Hozan Dilgeş de biraz böyledir. Nusaybin-Midyat arası Bagok eteklerinde, Fısqin köyünde, 1952'de başlıyor Hozan Dilgeş’in yaşam hikayesi. Karşı geçedeki Qamişlo şehri gibi öteki Kürdistan parçalarıyla da asla bağı kopmadı. Kürdistan yurtseverliği ve Kürt-Êzidî müzikleriyle bir şekillenme ve sonrasında 1980 darbe süreciyle gelen sürgün hayatı da var. Kürdistan özgürlük mücadelesiyle olan sürekli yoldaşlığı, Dilgeş’in yaşamındaki önemli bir taraftır; ‘’Direnişin Ozanı’’ diye bilinir.

Hozan Dilgeş, Almanya’nın Bielefeld kentinde sürgünde uzun zamandır mücadele ettiği hastalığa yenik düştü, aramızdan ayrıldı. Arkasından kim bilir daha dilden dile kaç geleceğe, kaç kuşağa taşınacak bin beş yüzü aşkın stran bırakarak gitti. "Ma qey bındesti para meye lo” gibi Kürdün acısını işlediği, şehitlere yaktığı "Menal şehide mıno”, "Bijî bijî ARGK”, ihaneti not düşen taşlaması “Lo muxtaro”, “Berivane”, "Pıçuke cane” gibi dilden düşmeyen stranlar bıraktı. Dilgeş, Almanya’daki sürgün hayatında da Hunerkom ve Koma Berxwedan içinde de müzik yaptı. Dilgeş’i uzun zamandan beri tanıyan, onunla çalışan arkadaşları anlattı.

‘KÜRT HALKININ TARİHSEL TRAJEDİLERİNİ ve DİRENİŞİNİ İŞLEDİ’

Seyidxan: Dilgeş, Êzidî inancına mensuptur ama sadece Êzidî ozanı değildir; Kürdistanidir. Yüreği özgürlük için çarpıyordu. Stranlarında insanın tutsak edilmişliğine karşıt bir duruş var, bir çeşit özgürlüğe tutku yansıtır. Yüz yıllardır Kürtlere yaşatılmış zulümlere bir isyan, bir öç alma arayışıdır. Stranın kendisi de zaten bir özgürlük arayışıdır. Sevgi yoğunluğu yaşayan bir ozandı ve stranı çok seviyordu. Ağabeyi de çok bilinen bir müzisyendir. Sanatla içiçe bir aileden olması, müzik altyapısını zaten oluşturuyordu. Hem müzik hem de ülkesizlik bilinciyle erken tanışıyor. Sürgüne çıkmak zorunda kalıyor. Burada da özgürlükten bahsetmekten yorulmadı, sazını elinden düşürmedi. Yüz yıllardır Kürt halkının yaşadığı trajediyi, zulmü dile getirdi. Son demlerine kadar da Kürt halkının parçalanmışlığına, bölünmüşlüğüne karşı durdu.

Sanatında bir ekol, bitimsiz bir halk sanatı kaynağıdır. Kürdistan özgürlük hareketine çok değerli katkıları oldu. Çok güzel eserler ortaya çıkardı. Şarkıları hâlâ dillerde. Dili ve söz söyleme sanatı çok yüksektir. Bu da halkla olan iletişiminden kaynaklıdır. Koşulsuz bir yurtseverlik tarafı vardı. Sanatını çok seviyordu. Saatlerce sahnede kalıp şarkı söylemek isteyen bitimsiz bir hazineydi. Şarkılarıyla mesajını vermek istiyordu. Bagok direnişini anlatmaktan tutalım, Doğu Kürdistan’daki katliamlara değin 40 yıllık sanat yaşamında büyük bir coşku ile çok güzel eserler ortaya çıkardı. Stranlarda özgürlük mücadelesinin yiğitleri; Mazlum’ları, Agit’leri, Berivan’ları, Newroz şehitlerini işledi. Halkımızın belleğinde silinmeyecek parçalar bıraktı. Dilgeş çok önemli, derin ve çaplı bir kaynağımızdır.

Şayet bir resmi çizilirse, saygı ve değer insanı biçiminde çizilir. Kişilik olarak da sade, dürüst bir kişiliktir. Sırtını hiçbir zaman ne devrime ne de dostlarına döndü. Şehitlere, Kürt Halk Önderliğine bağlıydı. Amed zindan direnişi onu çok etkilemişti. Sanatının önemli ilham kaynaklarından birinin bu olduğunu kendisi de ifade ediyordu. Bir yandan devrimden beslenirken bir diğer ana kaynağı da Kürt halkının tarihi, kültürel zenginliği, Kürt halk sanatıydı. Dilgeş, Kürt halkının müziğindeki önemli yerini hep koruyacak, halkımız onu her zaman yaşatacaktır. Bir kez daha saygıyla anıyorum.

‘ÊZİDÎ KÜRTLERİNİ TÜM KÜRT HALKINA TAŞIRAN OZANDIR’

Xelil Xemgin: Dilgeş’de en önemli gördüğüm taraf; tarihten günümüze ilk defa Êzidî bir Kürt olarak diğer Kürtlerle olan sınırı parçalayarak onlara da uzanmış bir ozan oluşudur. Çok sade ancak zengin içeriklerle halka uzanmış, halk tarafından kabul görmüş bir ozandır. 1979’daki “Çuş Çuş Humeyni’’ parçasıyla Kürt halkı onu tanıdı. Kürtler Hümeyni rejiminin korkunç uygulamalarını tanımış oldu. Tarzı ve duruşuyla da özgün bir sanatçıdır. Parçalarındaki gibi derin bir yurtseverlik özü vardır. Kürdistan ve özgürlük mücadelesine bağlılığı tutku ölçüsündedir. Halkın ozanıydı, kendini salt Êzidî olarak görmüyordu. Kürt olarak ulusal bütünsellikten bakıyordu. Kürt Halk Önderliği felsefesini de iyice özümsemiş, halkın değerlerine bağlı bir şahsiyetti.

‘KÜRT HALKININ DİRENİŞ OZANI’

Peywan Arjin: Dilgeş, Kürt halkının direnişinin ozanıdır. Sesi stranlarıyla Kürdistan sokaklarında, evlerinde yankılandı. Şarkıları birçok sanatçı tarafından şenliklerde, eylemlerde seslendirildi. Kuşakları etkiledi. Gelecek kuşaklara da taşacak bir zenginliktedir. Her şeyi ile devrimin ozanıdır. 1980'lerde doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kalmıştı ancak hep de dönüş hedefindeydi. Maalesef olmadı. 'Ölürsem bir garip gibi buralara gömmeyin, ülkeme öyle de olsa dönmek isterim' diyordu. Yüreğinde hep bu hasret vardı. O nedenle de Nusaybin’i hep stranlarında işledi.

Devrimci değerleri asla unutmadı; Bagok Dağı'nı, Bismil Ovası'nı, Agit’i, Mazlum’u, Berivan’ı, gerillayı, Serok Apo’yu unutmadı. Parçaları dilden dile dolaştı. Stranın sanatçıdan halka yolculuğunu biliyordu, onu yakalamıştı. Öyle ki, rahat kulak dolgunluğu oluşturan söz ve müziğin iç içe geçtiği bir ahenk oluşturuyordu ve hafızalara rahat işliyordu. Toplumun her kesimine; düğünlerden gerillanın mevziisindeki direniş aralığına hitap edebiliyordu. Örneğin; Humeyni katliamalarını, “Humeyni tu xwinxwari/ tu xwinxwari tu dindari/ İran ji welate meye / gele wi bıraye meye” (Hümeyni sen vampirsin/ Hem dincisin, hem emicisisin/ İran da ülkemizdir, halkı kardeşimizdir) şarkısıyla Kürt halkına Humeyni’yi teşhir etti. ‘’Muxtaro’’ ise Kuzey Kürdistan’daki koruculaşmayı eleştiren bir parçaydı. Kuzey Kürdistan’da birçok korucu bu parçadan sonra istifa etmiştir.

‘SERHİLDANLARIN RUHU’

Ali İkizer: 1990'lardan 2010’a kadar birlikte çalıştığımız bir arkadaştı Dilgeş. Kürt sanatçıları içinde özel yeri olan, serhildanlar döneminin ozanıdır. Parçaları serhildanların ruhunu yansıttığı gibi serhildanları da etkilemiştir. Belki de zamanın ruhunu çok samimi sözlerle, temiz biçimde dile getirmesinden dolayı bu kadar tutuldu. Yarattığı anlamlı ifadeler, melodiler fiziki olarak aramızdan ayrılmış olsa da Ozan Dilgeş’i gelecekteki kuşaklara taşıyacaktır. Biz Kürt sanatçılar olarak da müziğimizle, sazımızla onu her zaman dillendireceğiz, yaşatacağız.

‘DOĞRU ZAMANDA DOĞRU SÖYLENMİŞ SÖZ’

Diyar: Bana Dilgeş'in belirgin özelliği nedir diye sorulsa, ‘’Doğru zamanda, doğru yerde, doğru söylenen söz’’ diye özetlerim. Direnişin ozanı, korkusuzca sözü müzikle birleştirendir. 'Humeyni yüzüne tükürülmesi gereken bir cellattır' diye söyleyebilendir. Devrimci stranların unutulmaz ustası, kuşaktan kuşağa dillerden düşmeyen parçaların sahibidir. Kürdistan'da direnişi, kahramanlığı halkın anlayacağı dilden anlatan, o duyguyu yakalayabilen bir sanatçıdır.

Bizler Kürt sanatçıları, onun parçalarını yeniden okuyarak, henüz dinleyicisine ulaşmamış bestelerini seslendirerek gelecek kuşaklara aktarabiliriz. Doğal bir halk geleneği ozanı olarak Dilgeş, önemli akademik çalışmalara da çok alan açan, incelenmesi gereken bir ozandır. Bir kez daha saygıyla anıyorum.

‘KOBANÊ, ŞENGAL VE YIKILAN KENTLERE BESTELER YAPACAKTI’

Xemdar: Ben son demlerinde, hastane sürecinde de yanındaydım. Şengal Fermanı ve Kobanê Direnişi üzerine beste yapamadığına çok içerleniyordu. Kürdistan’daki kentlerin yıkımından çok etkileniyordu. Mesela doğduğu ilçe yok oldu, üzülüyordu. Sadece Nusaybin'e de değil; Cizre, Sur, Şırnak, Gever için de bir şeyler yapmak istiyordu. 'Her bir top o kentlere gum diye vurduğunda, yüreğime gum diye vuruyor' diyordu.

Sevgisinin ve üretkenliğinin karşılığını da halkta buldu. Kürt halkı onu onure etti. Üretken bir sanatçıydı. 'Bunun kaynağı nedir’ diye sorduğumda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ‘Yazar halkı için yazmaz, sanatçı onun için söylemezse sanatçı değil' sözünü esas aldığını söylerdi. Êzidî Kürtlerinde saz çok önemli yer tutar ancak o bununla da sınırlı kalmadı, mücadele ile iç içe sanatını daha da geliştirdi. Koma Berxwedan'da uzun yıllar çalışarak o dönemlerde de özlü, zengin bir biçimde üretti, çok güzel parçalar yaptı.

‘SANAT ÜRETKENLİĞİ, HALKÇI TARAFI İLE ARAM ÖLÇEĞİNDE BİR OZAN’

Cewat Mervani: Dilgeş serhildanların ozanıdır. Hemen bütün eserleri halkın dilinden düşmedi. Muxtaro, Berivane, 15 Tebaxe, Bijî ARGK, Bagok parçaları gibi. Dilgeş, sanat üretkenliği ve halkçı yanları ile Aram gibi bir değerdir Kürtler için. Devrime asıl içerik veren devrimci sanattır, diye düşünüyorum. Bizim sinemamız, edebiyatımız, tiyatro, resim, müzik sanatımız güçlü olmalıdır bu biçimiyle. Dilgeş de müzik alanında çok değerli eserler bırakarak çok güçlü katkılar yaptı. Değerlere çok bağlıydı, son demine kadar da bağlı kaldı, hep mücadele ile yürüdü. Yöreselliği dini ayrımcılıkları aşmış, ulusal karakteri ağır basan Kürt yurtseveri bir ozandı. Çok üretkendi. Eserleriyle hep yaşayacaktır.

TÜM JENERASYONLARIN OZANI

Memo Gül: 1994’ten beri stranlarıyla tanıyorum. Onu tanımadan dinlediğimiz şarkıları dilimizden düşmeyen, coşkuyla söylediğimiz anlamlı parçaların yaratıcısıdır Ozan Dilgeş. Aynı zamanda Kürt müziğini etkileyen, belirgin bir yeri olan değerdir. Her dönem itibariyle güncelliği işleyen, onu adeta arşiv düşen bir sanatçıdır. Öyle ki parçalarının tümü halkın dilindedir. Gönüllerde taht kurdu. Sürgünde yaşadığı halde oldukça üretken, isyanın sanatçısıdır. Bana göre asıl gıdasını devrimsel süreçten alan Dilgeş’in aynı zamanda Nusaybin’in Qamişlo ile olan kültürel etkileşiminin de sanatı üzerinde önemli bir payı vardır. Bu kültürel zenginlikler, müziğini de etkilemiştir. Dilgeş de kendi kişiliğinin özgünlüğünden gelen bir müzik yeteneği de belirgindir. Yürekli bir ozan, cesaretle besteleyen, söyleyen bir ozandır. Muxtaro, Bijî bijî ARGK, Pıçuke cane parçalarında olduğu gibi. Bütün nesillerin ozanıdır. Ailemden annemin, babamın, benim ozanım olduğu gibi, çocuklarımız ve torunlarımızın da ozanı olacaktır. Dilgeş şarkılarıyla, ürettikleriyle hep aramızda olacaktır.

‘ONU SAHİPLENMEK İNSANLIĞI SAHİPLENMEKTİR’

Kadir Serhat: 80’lerde birlikte çalıştık. Ses ve söyleyiş biçimi ile kendine özgü orijinalitesi olan bir tarzın ozanıdır. Söz içeriği çok anlamlı, içten, severek, yaşayarak söylüyordu aynı zamanda. Beraber uzun yolculuklar yaptık. Devrim için sanat çalışmalarında çok emeği geçmiştir. Bana göre önemli özelliği; tarihsel süreçlerde ötekileştirilen bir halk olan Êzidîlerin, öteki kesimlerle de bağ kurmasında çok önemli bir kavşak olmasıdır. Êzidîlik zaten Kürtlüğün de özünü oluşturuyor ki, bu kesim eritilmiş olsa Kürtlük zaten bitecekti. Kürtlüğün öz suyu da bu kesimdir.

Dilgeş; türküleri, beyitleri ile Kürtlerin acılarını dile getirdi, böylece çok sevildi. Onu sahiplenmek Êzidîliği sahiplenmek, insanlığı sahiplenmektir. Yeteneklerini Kürt halkının kolektif mücadelesi içinde harmanlamasını başaran bir sanatçı olarak, oraya verdi, oradan almasını da bildi. Yoksa diaspora sanat açısından zaten bitiriciydi. 'Niçin yaşamalı' sorusuna doğru yanıt bulabilmiş bir ozan. Bu, sanatına da çok yansıyor. Doğrularla yaşamayı çok esas alıyor ve toplumsallaşmayı başarabiliyor. Kaybı beni derinden etkiledi. Dilgeş'i sahiplenmek Êzidîliği, Kürtlüğü sahiplenmektir.