Anneler: Kayıplarımız bulunmadan kutlanacak günümüz yok!

Cumartesi Anneleri, 633’üncü kez buluşarak, kayıplarının akıbetini sordu.

Anneler Günü'ne dikkat çekilen eylemde, “Adalet talebimiz karşılanıncaya kadar bizim kutlanacak günümüz olmayacak” denildi. Eylemde, Halil Alpsoy ve Kasım Alpsoy'un akıbeti soruldu.

Cumartesi Anneleri, kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydan'ında 633’üncü kez bir araya geldi. Bu haftaki eylemde, 10 Mayıs 1994'te gözaltına alınarak kaybedilen Halil Alpsoy ile 18 Mayıs 1994'te gözaltında kaybedilen Kasım Alpsoy'un akıbeti soruldu.

'ASSANIZ DA VAZGEÇMEYECEĞİZ'

Gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren, şunları söyledi:

“Yarın Anneler Günü. Yetkililer çıkıp eli öpülesi anneler, Cennet annelerin ayaklarının altında, ayakları altı öpülesi anneler diyecekler. Galatasaray Meydanı’nda bir cehennem var. 633 haftadır annelerin bu cehennemini görmüyorlar. Cennet annelerin ayakları altındadır diyorsunuz, önce bir burayı görün.

İdam sehpalarında asabilirsiniz, panzerlerle öldürebilir ve gözaltına alabilirsiniz Ama biz hak mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz."

'ANNELİĞİMİ ÖLDÜRDÜLER!'

Yine 23 Şubat 1995'te gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız ise “Biz acı yaşarken başkaları acı yaşamasın dedik. Ama bize bu acıyı yaşatıyorlar. Oğlum ellimden alındığı gün anneliğim öldü” diye konuştu. Yıldız oğlu için Kürtçe yazdığı şiiri okuyarak “Oğlum neredesin” dedi. Hakkari’de her hafta oturma eylemi yapan ve bir süredir eylemleri engellenen anneler adına 17 Ocak 1996'da kaybedilen Abdullah Canan'ın oğlu Tayip Canan, “Çocuklarımızı kaybedenler suç işlediler. Devlet Arşivlerini açılsın ve suç işleyenler yargılansın” diye belirtti.

Rahatsızlığından kaynaklı eyleme katılamayan, 21 Mart 1995 tarihinde gözaltına alındıktan 58 gün sonra cenazesi bulunan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak’ın mektubu okundu. Ocak, “Çocuklarımızın yaraları ile yaralarımızı birleştirdiğimiz zaman anneler gününü belki kutlarız. Son nefesime kadar barış isteyeceğim kimse ölmesin diyeceğiz” dedi.

Kaybedilen Halil Alpsoy Torunu Helin Alpsoy da 23 yıldır dedesinin kayıp olduğu hatırlatarak, “Dedemin katilleri bulununcaya kadar buradayız” dedi. Alpsoy’un diğer torunu Mizgin Alpsoy’da “Seni çok seviyorum. Kayıplar bulunsun” diye konuştu. Kasım Alpsoy’un torunu Bahar Alpsoy ise, “Gözyaşımız ve acılarımız aynı. Yeni kayıp istemiyoruz. Mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Bu haftaki açıklamayı Cumartesi İnsanlarından Rezan Karaman okudu. Karaman, Ankara’da açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile Dersim’de Kemal Gün’ün açlık grevine dikkat çekti. Yarın olacak olan Anneler Günü’ne vurgu yapan Karaman, şöyle devam etti: “Devlet gözaltında kaybedilen evlatlarımızın akıbetleriyle ilgili bizi ve toplumu bilgilendirme görevini yerine getirinceye kadar ve evlatlarımız için adalet talebimiz karşılanıncaya kadar bizim kutlanacak günümüz olmayacak.”

HİKAYELERİ

Kasım Alpsoy ve Halil Alpsoy’un ailelerinin üç kuşaktır, hakikati bilme hakları için mücadele etiklerini dile getiren Karaman, 37 yaşındaki Halil Alpsoy 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte akraba ziyaretinden döndüklerinde Kanarya’daki evinin önündeki polislerce gözaltına alındığı hatırlattı. Alpsoy beyaz Toros marka bir araçla götürüldüğünü belirten Karaman, Alpsoy’un bir daha evine dönemediğini kaydetti. Karaman, 18 gün sonra işkenceden tanınmaz halde olan Alpsoy’un cenazesinin İstanbul’a 530 km uzaklıktaki Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulunduğunu ve kardeşlerinin onu elindeki çocukluktan kalma izden teşhis edebildiğini ifade etti.

Karaman, şunları anlattı:

"Gözaltına alındığı günün akşamı Kasım Alpsoy’u serbest bırakıp kimliğini alıkoydular. ‘Yarın gel. Kimliğini al!’ dediler. Eve geldiğinde işkenceden perişan haldeydi. Eşine daha önce İstanbul’da gözaltına alındığında kendisini sorgulayan timin Adana’ya gelerek oradaki işkencesine de katıldığını söyledi. Ertesi gün, kimliğini almak üzere bir akrabasıyla MİT binasına gitti. Akrabası tüm gün kapıda bekledi ancak Kasım Alpsoy o binadan bir daha çıkmadı.

Devlet Kasım ve Halil Alpsoy’un kaybedilmesindeki sorumluluğunu üstleninceye kadar ve onları kaybedenler adil bir biçimde yargılanarak hesap verinceye kadar bu dosyalar bizim için kapanmayacak."